VİDEOLAR

27
Eylül
UMUT KUYRUĞU!

UMUT KUYRUĞU!

29
Aralık
Gökçe Konseri

Gökçe Konseri

25
Aralık
Engelsiz kutlama!

Engelsiz kutlama!

MAGAZİN - KÜLTÜR - SANAT

  • “Adana’nın gizli kalmış en önemli değeri”  neyzen Ahmet Tekbilek (Hacı):
    “Adana’nın gizli kalmış en önemli değeri” neyzen Ahmet Tekbilek (Hacı):

    ÖZEL HABER: MEHMET ŞAHİN
    BEN MÜZİĞİN PEŞİNDEN GİTTİM!
     
    Araştırmacı-koleksiyoner yakın dostu İsmail Görkem, “Çukurova topraklarının yetiştirdiği en önemli nefesli sazlar virtüözü” olarak tanımladığı neyzen Ahmet Tekbilek (Hacı) için “Adana’nın gizli kalmış en önemli değerleridir.” değerlendirmesini yapıyor. Yurt içinde ve dışında 60 yıldır ney, kaval ve tulum gibi nefesli sazlar üfleyen Tekbilek, yaşamını “Ben müziğin peşinden gittim!”  sözleriyle özetliyor.

    1949 yılında Adana'da doğan Ahmet Tekbilek, müzisyen olan büyük ağabeyinin etkisiyle çok küçük yaşlarda demir kaval çalmaya başlar. Adana’da Gazipaşa Halk Eğitim Merkezi’nde Kazım Karaöz, Arif Nihat Aka, Ali Şenozan gibi ünlü isimlerden dersler alır. 1961’de Adana Radyosu’nda yayınlanan ‘Çukurova'dan Sesler’ programında görev alan Ahmet Tekbilek, Mustafa Canan, Fahri Işık, İsmail Polat, Sadık İçlises, Mürüvvet Kekilli, Canan Işık gibi pek çok sanatçıya kavalı ile eşlik eder. Aynı yıllarda Adana’daki çay bahçelerinde de enstrüman seslendiren Ahmet Tekbilek’in sanat yaşamında önemli dönüm noktalarından biri Nurinnisa Toksöz ile tanışmasıdır. 1963’de ses sanatçı olan Nurinnisa Toksöz tarafından İstanbul’daki müzik piyasası ile tanıştırılan Tekbilek’in hayatında yeni bir sayfa açılır. Askerlik sonrası kavalın yanında ney çalmaya başlayan Tekbilek, 1967-68 Türk Halk Müziği sanatçısı Nuri Sesigüzel ile birlikte çalışır.  
    Stüdyoların aranan ismi oldu

    Orhan Gencebay, Zülfi Livaneli, Zeki Müren, Emel Sayın, Müzeyyen Senar, Şükran Ay, Sevim Tanürek, Nezahat Bayram, Muzaffer Akgün, Ahmet Sezgin, Esengül, Suat Sayın, Fikret Kızılok gibi yüzlerce ünlü sanatçıya plak kayıtlarında eşlik eden Ahmet Tekbilek,  İstanbul yıllarında stüdyoların aranan isimlerinden biri haline gelir. 

    Neyzen Tevfik’i örnek aldım
    Çukurova Metropol gazetesini ziyaret eden Neyzen Ahmet Tekbilek, sanat yaşamı hakkında bilgiler verdi. Müzikte Türk edebiyatına mal olmuş Neyzen Tevfik’i örnek aldığını belirten Ahmet Tekbilek, kendisinin geleneksel “ney kültüründen” farklı bir şekilde bu sanatı icra ettiğine dikkat çekiyor. Nefesli sazlar virtüözü olan Tekbilek, “Ben dergâhlara gidip ney dersi alarak neyzen olmadım. Neyzenliğim tasavvuf üzerine değil. Konuya daha çok müziğin tonu ve ritmi olarak bakıyorum. 1970’li yıllarda askerlik dönüşü ihtiyaca binaen plaklara kaval çalarken elime bir ney geçti. Bu şekilde neye başladım. Ney’i daha çok renk saz olarak kullanıyordum. Zaman içinde ana enstrümanım haline geldi. Ney ve kavalın yanında saksafon, zurna, flüt, tulum gibi müzik aletlerini de seslendiriyorum. Ancak sanat camiasında daha çok ney ile tanındım.” diyor.

    Ney’e müthiş bir ilgi var
    Geçmişten günümüze ney’e yediden yetmişe toplumun bütün kesimlerinin büyük bir ilgi gösterdiğine işaret eden Tekbilek, bu sevginin nedenini, “Ney’den çıkan ses insanın kendisine aittir. Hüzünlü, doğal bir sesi var. Huzur veren, insanı manevi bir iklime taşıyan derin bir özelliğe sahip.” açıklamasını yapıyor.

    Onlarca ülkeye davet edildi
    1974 yılında Almanya turnesinde Okay Temiz tarafından konser için İsveç'e davet edilen Tekbilek, ömrünün 41 yılını bu ülkede geçirir.  İsveç yıllarında Okay Temiz Orkestrasında yer alan Tekbilek, Stokholm Belediyesi Konservatuarında hocalık yapar. İsveç Eurovision birincisi Loreen'in tanıtım müziğini seslendirir. Danimarka, Norveç, Fransa, Sudi Arabistan, İspanya, Amerika, Mısır, İzland gibi onlarca ülkede turnelere çıkan Tekbilek, Zülfi Livaneli'nin sahne çalışmalarında bulunur. Livaneli'nin "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" albümünde duyulan kaval sesi ona aittir. 

    ‘Ney imalatı yapıyorum’
    Yılın bir yarısını İsveç’te diğer yarısını ‘Eski Adana’ olarak bilinen Büyüksaat civarında doğduğu baba evinde ney imal ederek emeklilik günlerini geçiren Ahmet Tekbilek, “Çok güzel ney’ler yapıyorum. Bende iki adet ney var. ‘Bas oktavı’ özelliğine sahip bu ney’ler dünyada hiç kimse de yok.” ifadelerini kullanıyor. “Ney’in edeple” üflendiğine işaret eden Tekbilek, “Sadece ney için demiyorum; çocuklarımızın bir müzik aleti ile uğraşmalarını öneririm. 5 yıl İsveç’te müzik öğretmenliği yaptım, 12 yıl Devlet Tiyatrolarında çalıştım. Hayatım boyuncu müziğin peşinde gittim. Tüm bu deneyimlerime dayanarak müzikle ilgilenen bir öğrencinin diğer derslerinde daha başarılı olacağını düşünüyorum.”


     


FOTO GALERİ

  • Kapadokya'da kar kartpostallık görüntüler ortaya çıkardı

EKONOMİ

  • Fırıncı esnafı fiyat artışlarından endişeli
    Fırıncı esnafı fiyat artışlarından endişeli

    Un ve maya fiyatlarındaki hızlı yükseliş fırıncı esnafını endişelendiriyor. Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (Adana ESOB) Başkanı Nihat Sözütek, un ve maya başta olmak üzere ekmek üretimindeki girdi kalemlerinde yaşanan artışın fırıncı esnafını zor durumda bıraktığını söyledi. Fırıncı esnafının ekmek üretiminde kullandığı ana maddelerden un, maya, küncü, elektrik, mazot, poşet, kağıt gibi girdilere ciddi oranda zam gelmesinin,  dardaki fırıncı esnafını daha fazla endişelendirdiğini dile getiren Sözütek, özellikle un ve mayadaki fiyat artışının fırıncı esnafını olumsuz etkilediğini belirtti. Sözütek, "1 Nisan 2019'da ekmeğe zam yaptığımızda bir çuval unun fiyatı 85 TL, bir koli maya 40 - 50 TL civarındaydı. Aradan geçen 8 aylık sürede gelen zamlarla bir çuval un fiyatı 105 TL'ye, bir koli mayanın fiyatı 75 TL'ye yükseldi. Bu fiyat artışları karşısında fırıncı esnafımızın daha fazla dayanacak gücü kalmadı." dedi. 


    ‘Fiyatlara müdahale edilmeli’
     
     Ekmek üretimin 17 kalem girdisi olduğunu belirten Adana Fırıncılar Odası Başkanı Ali Tekin de un ve maya başta olmak üzere maliyetlerdeki artışın fırıncı esnafını kara kara düşündürdüğünü ifade etti. Tekin, şöyle devam etti: "Fırıncı esnafımızın amacı ekmek fiyatını değiştirmek ya da zam yapmak değildir. Bizim yıllardır titizlikle üzerinde durduğumuz konu, sağlıklı, kaliteli ve hijyen kurallarına uygun ucuz ekmeği üretip halkın tüketimine sunmaktır. Yani vatandaşın temel gıda maddesi olan ekmeği en uygun, ucuz ve sağlıklı bir şekilde nasıl üretebilirizin gayreti içerisindeyiz. Ancak un ve mayadaki fiyat artışına karşı daha fazla direnmemiz zor.”