BAYRAM KADİR TÜYLÜ:Dilenciye para vermeyin

BAYRAM KADİR TÜYLÜ:Dilenciye para vermeyin

Özel Röportaj-Betül Ertuğrul

Adana Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanı Bayram Kadir Tüylü ile bir araya geldik ve mesleğinin olumlu ve olumsuz yanlarını konuştuk.  Adana ve Adanalı için büyük projelerinin olduğunu ve çok yakında bunlarla ilgili hizmetlerin başlayacağını dile getiren Tüylü, “Halka, Adanalılara birlikte yaşama olgusunu öğretmeye çalışıyoruz. Birlikte yaşayalım diyoruz. Şehir kültürünü bilen değerli insanlarımız var. İnsanlara birlikte yaşamanın ne demek olduğunu anlatmamız lazım” dedi.

Adana’nın en büyük sorunlarından birisinin Suriyeli dilenciler olduğunu söyleyen Zabıta Daire Başkanı Bayram Kadir Tüylü, “Biliyorsunuz ki 300 bine yakın bir Suriyeli mülteci insanımız var. Bunların büyük bir kısmı da dilencilik yapıyor. Bu durumlarda en büyük handikabımız da, biz merhametli bir toplumuz. Her ne kadar biz dilencilere para vermeyin desek de, insanlar gariban zannedip veriyorlar. Oysa ki, aylık gelirleri asgari ücretten fazla” dedi.

 

Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben Bayram Kadir Tüylü, Adana Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanıyım. 1 Nisan 1966’da doğdum. Evliyim, iki oğlum var. Yaklaşık 1,5 yıldır bu görevi yapıyorum. Daha önce Emniyet Müdür Yardımcılığı yapıyordum. 27-28 yıl polislik yaptım. Adana, Ceyhan, Kadirli, Osmaniye, Muş, Ankara ve Mardin’de görevler yaptım.

BİZ CEZA TARAFTARI DEĞİL, EĞİTME TARAFTARIYIZ

Zabıta Başkanı’nın görevleri hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Büyükşehir statüsünde olan illerde Daire Başkanlığı yapılanması var. Adana’nın Büyükşehir sınırları içerisinde, Tufanbeyli’den Karataş’a, Yumurtalık’tan Pozantı’ya kadar kendi görev alanıyla ilgili, çevre kirliliğinden sokak düzenlemesine, caddedeki kaldırım işgallerinden otopark sorunlarına, köpeklerin havlamasından tutun insanın gündelik yaşamında ne varsa hepsiyle ilgili kanun çerçevesinde insanlara birlikte yaşama olgusunu vermek görevlerimiz arasında. Bir apartman düşünün, bu apartmanda 20 daire var ve 1 tanesi aykırı bir faaliyette bulunduğu zaman tüm apartman etkileniyor. Bunun ceza kanununda karşılığı yoktur, biz buna kabahatler kanununa göre işlem yapabiliriz. Veya müzik sesini gece geç saatte aşırı açtı, insanları rahatsız etti. Bundan dolayı işlem yapılabilir. Yani kısaca kentin estetiğinden  tutun da  ulaşımına kadar her alanda zabıtanın kanun ve yönetmelik çerçevesinde görevleri vardır. Bu işlemleri yaparken de, kamu yararı ve hukuksal olması lazım. Ama bizdeki ölçü şu, biz ceza taraftarı değil, eğitme taraftarıyız.

HİÇBİR İHTİYAÇ SAHİBİ İNSAN SOKAKTA DİLENMEZ

Mesleğinizde yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu? Vatandaş bazı konularda yeterince bilinçli değil, hiç alakasız bir sebepten arayıp ‘bu durumdan şikayetçiyim, ne yapabiliriz’ diye soran oldu mu?

Bizler birlikte yaşamakla ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. Mesela şu anda Büyükşehir Belediyesi olarak Adana içerisinde yaşadığımız en büyük sıkıntılardan bir tanesi, dilenciler. Biliyorsunuz ki 300 bine yakın bir Suriyeli mülteci insanlarımız var. Bunların büyük bir kısmı da dilencilik yapıyorlar. Bu durumlarda en büyük handikapımız da, biz merhametli bir toplumuz. Her ne kadar biz dilencilere bunu vermeyin dememize rağmen ısrarla bu konuda bilgilendirmemize rağmen, dilencilerle ilgili ciddi bir kaynak var. İnsanlar sokakta görüyorlar, gariban falan zannediyorlar. Halbuki bizim şahit olduğumuz, adamın 8 tane çocuğu var ve her birinin ortalama günlük 80-100 lira geliri var. 800 lira yapar bu, ayda 24 bin lira para yapar. Böyle bir gelir var mı ya. Geçen günlerde otogarda yaptığımız işlemde adamın cebinden çıkan o an ki günlük hasılatı 3000 lira. Bugün bir asgari ücret 2200 lira. Ve adamın banka hesabında 103 bin lira para var. Dolayısıyla bizim şu an da Adana Büyükşehir Belediyesi olarak anlatmak istediğimiz en büyük sorunlardan bir tanesi de bu. Dilenciye merhamet etmek ihtiyaç sahibi olan insana zulümdür. Hiçbir ihtiyaç sahibi insan sokakta dilenmez zaten. Dolayısıyla siz dilenciye vermiş olduğunuzla parayla ihtiyaç sahibi insanın hakkından vermiş oluyorsunuz. Bunu siz teşvik ediyorsunuz yani insanları tembelliğe ve dilenmeye teşvik ediyorsunuz. O sizin içinizdeki merhamet duyguları doğru yere gitmiyor. Yapmış olduğunuz yardım doğru yere gitmiyor. Israrla ve tekrar söylüyorum, sokakta dilenen hiçbir insan ihtiyaç sahibi değildir. Aç olan insan dilenmez. Dilenen herkes insanların duygularını sömüren kişilerdir. Bizim en büyük sıkıntılarımdan biri de bu.


ZABITA DURUP DURURKEN CEZA YAZMAZ

Sizin görevinizin zorlukları nelerdir?

Bir şeyi başarmak istiyorsanız sevmeniz gerekiyor. İşe gitmeniz kaçınılmazsa buna pozitif tarafından bakmanız lazım. Yani şöyle düşünün, ben işe gitmek istemiyorum ama bundan dolayı çocuğumun rızkını sağlıyorum. Gitmemem halinde çok büyük ekonomik sıkıntılar yaşayacağım. İllaki her mesleğin kendine ait sorunu var ama bu işe yapmak istiyorsanız önce sevmeniz lazım. Başarmanın, mutlu olmanın yolu bu. Öbür türlü her gün kendinize azap olur. Zabıtalığın da şöyle bir sıkıntısı var, insanların şahsi hesaplarına veya paralarına dokunduğunuz zaman insanlar ister istemez sizinle ilgili kötü düşüncelere kapılabiliyor. Mesela cinayet polisiyle trafik polisi bir değildir insanların gözünde. Ama ikisi de aynı mesleği yapıyor. Trafik polisleri sevilmez, çünkü insanlara ceza yazıyor. Zabıta için de bu böyle. Zabıta, iş ve işlemlerinde insanlar sistemin dışına çıktığı zaman kabahatler kanununa göre, örneğin kaldırım işgali yapmış, gidiyorsunuz söylüyorsunuz kaldırmıyor. Bu sefer biz zoraki kaldırıyoruz ve ceza yazıyoruz. Bu kez bizimle ilgili kötü bir algı oluşturuyorlar. Demiyor ki, bu kaldırım işgalinde halkın geçiş hakkını engelliyorum diye. Hiç o açıdan bakmıyorlar. Zabıta geldi bana ceza yazdı. Ya sana neden durup dururken zabıta ceza yazsın. Dolayısıyla biz bu sebeplerden kendimizi anlatmakta biraz sıkıntı çekiyoruz. Adanalılara birlikte yaşama olgusunu öğretmeye çalışıyoruz. Birlikte yaşayalım diyoruz. Şehir kültürünü bilen değerli insanlarımız var. İnsanlara birlikte yaşamanın ne demek olduğunu anlatmamız lazım. Bu manada sıkıntılarımız var.

KENDİ TASARLADIĞIMIZ SİMİT ARABALARIMIZI VATANDAŞA VERECEĞİZ

Adana için yapmış olduğunuz veya yapacağınız projeler nelerdir?

Zabıta denilince, simitçi, tezgâhtar kovalayan insan algısı oluşuyor. Bunu yenmek için de, biz Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık bir 6-7 aydan beri bir projenin çalışmasını yapıyoruz. Bütün sokak satıcılarını kayıt altına alıyoruz. Örnek vereyim, siz simit almak istiyorsunuz ben de satmak istiyorum. Üçüncü bir kişi de var ki bu da belediye, kamu. Şimdi kamu size diyor ki, ‘bu simitten almayın.’ Ama buna rağmen siz simit alıyor musunuz, alıyorsunuz. E kamu bu sefer simitçiye gidip diyor ki, ‘sen haksız kazan elde ediyorsun, vergin yok hiçbir şeyin yok. Ne mal sattığını bilmiyoruz, insanların belki de sağlığıyla oynuyorsun’ diyerek biz de bu açıdan müdahale ediyoruz. Bu kaçınılmaz bir şey, tezgâhtar simit satar vatandaş alır zabıta kovalar. O zaman biz bunu legalleştireceğiz. Siz vatandaş olarak simit alacaksınız, ben simit satacağım, devlet kontrol edecek. Bizim tespit ettiğimiz 120 bin tane nokta var. Kendi tasarladığımız simit arabalarımız var, bunları vatandaşa vereceğiz. Bunun belli bir bedeli olacak, eline eldiveni üzerine üniformasını giyecek ve belediyenin kontrolü altında simitini satacak. Dolayısıyla zabıta kovalamayacak. Böylelikle herkes kazanacak. Bunu sadece simitçi olarak düşünmeyin, kestanecisi, çiçekçisi, böcekçisi her şeyi kapsıyor bu. Bizim kendi gıda mühendislerimiz tek, tek denetlemelerini yapacak. Böylelikle insanlar da rahatça alabilecekler. Bu Türkiye’de nadir projelerden bir tanesi ve inşallah bunu başaracağız.

TURUNCU BAYRAK PROJESİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ

Görevinizin daha etkili olabilmesi için başka ne gibi çalışmalarınız var?

Herkes her alanda işyeri açıyor. Bir lokantaya gitmek istiyorsunuz ama hangi lokanta temiz bilmiyorsunuz. Bir kafeye veya bir düğün salonuna gitmek istiyorsunuz. Aklınıza iş olarak ne gelebiliyorsa biz bunun için bir çalışma başlattık, turuncu bayrak projesi. Meclisten bunun yönetmeliğini çıkardık. Şunu yapacağız, mesela ben bir kafe işletiyorum. Büyükşehir Belediyesine, ‘işlettiğim kafeyi sizin denetiminize açıyorum, beni denetleyin ve bu denetlemede hak edersem bana Büyükşehir Belediyesi’nin turuncu bayrağını verin.’ Turuncu bayrak, hijyenik, temiz, bakımlı anlamlarını içeriyor. Bu işi bilen uzmanlarımız, engelli yerinden tutun personelin tırnağına kadar ciddi bir kontrol yapacaklar. Denetim sonucunda olumluysa turuncu bayrağı vereceğiz. Bu projeyi hayata geçirmek üzereyiz inşallah seçimden önce başlatacağız. 

 

Reklam Alanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER