CHP'Lİ ÇELEBİ: HALKIN NABZINI TUTUYORUZ

CHP'Lİ ÇELEBİ:  HALKIN NABZINI TUTUYORUZ

CHP İl Başkanı Mehmet Çelebi, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Halit Atik, Örgütlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı  Hacı Karaaslan, Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Yılmaz Parlak,  İl Saymanı Edip Gedik, İl Sekreteri Samet Güdük, Çukurova Medya Yönetim Kurulu Başkanı Tanır Emre Üzelgeçici’yi ziyaret etti. Ziyarette; Metropol Medya’nın sorularını cevaplayan CHP İl Başkanı Mehmet Çelebi, “Halkın nabzını tutuyoruz ve çözüm önerilerimizi anlatıyoruz. Belli bir program çerçevesinde 9 ilçemizi dolaştık. Esnaf görüşmeleri gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Erken seçimden, ekonomik sorunlara, CHP’li belediyelerin çalışmalarından “iktidar-muhalefet’ ilişkilerine kadar pek çok konuda soruları yanıtlayan Başkan Çelebi, “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim talepleri var. Bu olasılığı göz önünde tutarak bizde hazırlıklarımızı yapıyoruz.” açıklamasını yaptı. CHP İl Başkanı Çelebi, Çukurova Metropol Medya’nın sorularına şu cevapları verdi:

Yeni normalleşmeyle partilerde sahaya inmeye başladı. Bir taraftan mevcut partiler çalışmalarını hızlandırırken, diğer yandan yeni partiler kuruluyor. Bir erken seçim gündemde mi?

‘DUYARLI HALE GETİRİYORUZ’

Son 15-20 günde daha fazla sahaya inmemizin sebebi salgının biraz rahatlamasına bağlı bir şey. Onun dışında zaten örgütlerimiz ile daha dar ölçekli toplantılar yaparak bu çalışmaları sürdürüyoruz. Mahallelerde örgütlenmeler ile ilgili faaliyetlerimiz söz konusu. Salgındaki kısmi iyileşmenin ardından biraz daha geniş biçimde ilçe yöneticileri, Gençlik ve Kadın Kolları ile İl yöneticilerinin katıldığı 30, 40 kişilik (açık alanda) toplantılar gerçekleştiriyoruz. Böylece örgütlerimizi gelişen olaylar karşısında daha duyarlı hale getiriyoruz.  Halkın nabzını tutuyoruz ve çözüm önerilerimizi anlatıyoruz. Belli bir program çerçevesinde 9 ilçemizi dolaştık. Esnaf görüşmeleri gerçekleştiriyoruz.

Gezi ve ziyaretlerinizde nasıl bir manzara ile karşılaşıyorsunuz?

‘BİR DOKUN BİN AH İŞİTİRSİN’

Ziyaret ettiğimiz Karataş, Yumurtalık, Ceyhan, İmamoğlu, Kozan, Karaisalı gibi küçük ilçelerimizde halkın tek geçim kaynağı esnaflık veya tarıma dayalı üretimdir. Bu kesimlere ‘bir dokunduğunuzda bin ah işitirsiniz.’ Esnaf siftahsız dükkanını kapatıyor. Çiftçi ürününü ekemez duruma gelmiş. Çünkü emeklerinin karşılığını alacağına dair umudunu yitirmiş. Girdi maliyetleri çok yüksek. Hükümetin izlediği ekonomik politikalarla tarımla ilgili fabrikalar hoyratça özelleştirildi. Gübre ve ilaç fabrikaları olsaydı bugün bu noktada olmazdık. Bu sorunlar artarak devam ediyor. Bugün için bir çıkış yolu gözükmüyor. Çiftçi ürününü ekemezken hükümet ‘ithalat sopasını’ getirip onların önüne koyuyor. İthalatta belli firmalara sağlanan rant çiftçiye sağlanmış olsaydı bugün kısmen bir rahatlama söz konusu olabilirdi. Ama yandaşı zengin etme politikası ülkeyi bu noktaya getirdi. 
Bir erken seçim ihtimali var mı? 

‘ERKEN SEÇİM OLUR’

 Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim talepleri var. Bu olasılığı göz önünde tutarak bizde hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bu çerçevede öncelikle sandık görevlileri, sokak ve okul sorumlularının tespiti ve onların eğitilmesi ile ilgili bir çalışma içerisindeyiz. Bu çalışmaları sürdürürken vatandaşa ise siyasi iktidarın sorunlara çözüm getiremeyeceği gerçeğini anlatıyoruz.  Evet erken seçim olasılığı yani 2021’de veya 2022’de olması gerekiyor. Öyle bir görüntü var. Sebebi de seçim zamanında (2023) yapıldığı takdirde Cumhurbaşkanı’nın yeniden adaylığı sekteye uğrar. Tekrar aday olma şansı olmaz. Ama bir erken seçim halinde yasalar gereği böyle bir şey mümkün olabilir. O nedenle biz erken seçim olur, diyoruz. Hem de anayasal anlamda seçimin 2023'e bir yıl kala olması gerekiyor. Yani bu durumda 2022’de ‘seçim olacak dersek’ yanlış söylemiş olmayız.

CHP’li belediyelerin çalışmaları nasıl gidiyor? Parti ile Belediye Başkanları arasındaki ilişkiler sağlıklı yürüyor mu?

‘BİZ SONUCA BAKIYORUZ’

Belediyelerimiz ile olan ilişkilerde bir sorun yok. Belediyelerin kendi içlerinde (kadro vs. gibi) yaşadıkları sorunlar tali konulardır. Biz sonuca; yani hizmete bakıyoruz. Yani belediyelerimiz halka hizmet verebiliyorlar mı? Bizim için önemli olan kriter budur.

Adana’nın temel sorunlarından söz edebilir misiniz?

‘İŞSİZLİK HAD SAFHADA’

İşsizlik Türkiye’nin sorunu; ama bu oran Adana’da daha da yüksek.  Üniversite mezunu işsizlik had safhada. Üretime yönelik bir ekonomi politikaları izlenmediğinden fabrikalarımız kapanıyor. Bir kısım tesisimiz verimsiz çalışıyor. Geçim derdi ülkemizin ve kentimizin en büyük problemi. Ama yerel yönetimler bu konuda başarılı hizmetler yapıyorlar. Geriye dönüp baktığınızda son 10 yılda yerel yönetimlerde işler üstünkörü yapılagelmiş. Adana'nın köylerinde halen içme suyu problemi var.  Dışarıdan birilerine ‘Adana'nın köylerinde içme suyu yok’ denilse şaşırır. Söz konusu yatırımların bugüne kadar yapılamaması büyük bir eksiklik. Yol, içme suyu, kanalizasyon, arıtma belediyelerin rutin işleri. Belediyemiz 2 yıldır bunlarla uğraşıyor. Bütün köylerde 2021 yılı sonunda köylerimizde yol sorunu kalmayacak. Hem de kaliteli yollar yapılacak. Hizmet konusunda halkın asla bir şikâyeti yok. Tam tersine memnuniyeti var. Yerel yönetimlerin bu hizmetleriyle vatandaşa ‘biz iktidara gelirsek sizin sorunlarınızı çözeceğiz’ mesajını veriyoruz. 

Cumhur ittifakını oluşturan AK Parti ve MHP ile zaman zaman sert tartışmalarınız oluyor.  Bu tartışmalar yapılacak hizmetlere nasıl yansıyor?

 ‘BİLDİKLERİNİ OKUYORLAR’

Kente hizmet etmek istiyorsak bu işin bir partisi yok. Doğru projeler Meclise geldiğinde diğer partilerin de destek vermesi gerekiyor. Ama Belediye Meclisi’nde (kimi zaman böyle ortak davranışlar göstermekle birlikte) maalesef genel anlamda sürekli hareket ettirmeme, kıskaç altına alma, engel olma gibi tavırlarla karşılaşıyoruz. Diğer şehirlerde de benzer sıkıntılar yaşanıyor.   1980’li yıllarda en küçük bir meselede bile siyasi parti liderleri bir araya gelir, ortak bir akıl yürütür ve son kertede toplumu bilgilendirirdi. Şimdi her şey adeta ‘sır’ gibi… Kendi bildiklerini okuyorlar. Çok kritik konularda iktidarın (Örneğin; Doğu Akdeniz konusunda) ne yaptığını kimse bilmiyor. Hepsinin arkasında adeta bir sır perdesi var. 

Son dönemde muhalefet veya muhalif diye bilinen gazetecilere birtakım saldırılar oldu. Siyasetteki keskin dilin bu tür saldırılara etkisi var mıdır?

‘ÜLKEYİ YÖNETEMİYORLAR’

Siyasal iktidar ülkeyi yönetemiyor. Buna bağlı olarak bu sıkıntıları aşma noktasında ülkeyi kamplaştırmaktan medet umuyorlar. Yani ülkeyi yönetememenin, sorunları çözememenin çıkar yolu olarak “kamplaştırma, toplumu sertleştirme mantığı” sonucunda bu dil geçerli oluyor.  Zaman zaman bir araya gelmeler olsa, ortak çözülebilecek ulusal sorunları gündeme getirilse bu tür bir dilin kullanılması her halde söz konusu olmaz.

Hükümetin “Anayasa değişikliği, İnsan Hakları Eylem Planı” gibi reform adımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘ALGI OPERASYONU’

 Bu çalışmaların hiçbirinin samimi ve inandırıcı olmadığı gerçeği tüm siyasi partilerde ve toplumda da görülüyor. Bu girişimler “toplumu yönlendirme, asıl temel sorunları konuşmama” gibi bir algı operasyonu olarak görülüyor. “Yok öyle değil?” diyorlarsa “19 yıldır iktidardasın. Bu adımları bugün neden atıyorsun?” sorusunu sorarız. Bu mantığın arkası diktatöryal amaçlardır. Yani ülkeyi yönetemedikçe sertleşip her şeye egemen olma, tüm muhalefeti, gazeteci, yazar veya çizeri susturma operasyonlarıdır bunlar. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Dünya Kadınlar Gününde attığı tweet de çok tartışıldı. Bu tartışmalar Millet İttifakına zarar verir mi?

‘ÇOK İNSANİ BİR ŞEY’

Son derece doğal ve insani bir şey. Üzerinde durulmaya bile gerekmeyen bir husus. Bunlar üçüncü, dördüncü veya onucu sıradaki konular. İmamoğlu’nun yaptığı çok insani bir şey. O nedenle bence gündemde bile olmaz.

CHP, ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlara hangi çözüm önerileri getiriyor?

‘ÇEKİP GİDECEKLER’

Kadın cinayetleri, yargının ve eğitimin sorunları çok kısa sürede çözülebilir. Örneğin; iktidara geldiğimizde esnafa yönelik kira stopajını kaldıracağız. Borçlardaki faizleri sileceğiz veya taksitlendireceğiz. Kaynak var. Tarımda üretici desteklendiğinde ülkedeki açlık ve yoksulluk önlenmiş olur. Bu ülke buğday ve saman ithal ediyor. İnanılacak gibi değil. Bunlar çözülmeyecek sorunlar değil. İktidar hazinedeki 128 milyar dolar ile çiftçi, esnaf ve işçiyi destekleseydi tüm bu kesimler biraz soluklanacaktı. Ama gündemlerinde böyle bir şey yok. Her şeyi sattılar, bir dünya borç bıraktılar. Çekip gidecekler, başka bir çıkış yolları yok, diye düşünüyorum.
 

Reklam Alanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER