Çocuk istismarı için ihtisas mahkemeleri kurulmalı

Çocuk istismarı için ihtisas mahkemeleri kurulmalı

 Şık giyimli, eğitim düzeyi yüksek, toplumda saygınlığı olan biri de istismarcı olabilir, sokakta yaşayan biri de, en güvendiğimiz komşumuz da… Bu noktada belirli bir yaş, meslek, eğitim düzeyi vb kriterlerden bir profil oluşturmamız mümkün değil. Ne yazık ki kötü insanı demografik özellikleri ile seçemiyoruz. Hepsinin ayırt edici tek ortak özelliği var o da vicdanlarını ve kalplerini kötülüğün kapladığı.

Çocuk istismarı ve şiddet konusunda Uluslar arası Çocuk Cinsel İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Adana Koordinatörü Gamze Özyedek ile Derneğin Hukuk Koordinatörü Leyla Üçkardeş İğci ile konuştuk. İstismarı önlemek için en etkili yolun eğitim olduğunu belirten Gamze Özyedek, bu konuda çocuk ihtisas mahkemeleri kurulmasının da şart olduğunu dile getirdi.

RÖPORTAJ: MURAT YILDIRIM

 

Derneğiniz ne zaman kuruldu? Amaçları nelerdir?

-        Kamuoyunda Kahraman Öğretmen olarak bilinen, İzmir’in Menderes ilçesinde bir köy okulunda yaşları 6 ile 11 arasında değişen 6 kız çocuğuna cinsel istismar olayını ortaya çıkartan, yargılama sonucunda sanığın 82 yıl 6 ay hapis cezası almasını sağlayan, bu mücadele sırasında Amerika Birleşik Devletleri Dış İşleri Bakanlığınca ‘Uluslararası Kadın Cesaret Ödülü’ne’ layık görülen Sn. Saadet Özkan ve bu mücadeleye başından beri destek olan Sn. Yücel Ceylan tarafından 28.06.2017 tarihinde kurulan Çocuk İstismarı ile Mücadeleyi amaçlayan tamamen bağımsız bir dernektir. Derneğimizin amacı:

Çocuk istismar ve ihmali ile ilgili;

·        Bilimsel yöntemlerle bilgi elde etmek ve üretmek

·        Çocuk istismar ve ihmalinin önlenmesi ile ilgili bilgileri yaymak

·        Çocukla ilgili alanlarda çalışanların bilgilerini ve deneyimlerini birbirlerine iletebileceği ortamı sağlamak

·        Gerektiğinde çocukla ilgili alanlarda çalışanlara çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesi, istismar ve ihmal edilen çocukların iyileştirme ve tedavi edilmesi konusunda danışmanlık yapmak

·        Çocuk istismarı ile ilgili açılan, açılacak veya devam eden her türlü şikâyet, dava ya da hukuki iş ve işlemlerde istismar mağduru çocuklara hukuki yardım sağlamak, dava ve işlerini takip etmek, yardım ve destek olmak

·        03.04.2017 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanan Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin başvuru usullerine ilişkin ihtiyari protokolün ilgili maddelerine göre bireysel başvuruda bulunmak

·        Konusu ve amacı ile ilgili her türlü ulusal ve uluslararası sosyal projeler hazırlamak ve uygulamak

·        Çocuk istismarı ile ilgili her türlü fiziksel ve ruhsal tanı, teşhis ve tedavi merkezi ile sığınma ve rehabilitasyon merkezleri açmak ve işletmektir.

·         

Çocuklara yönelik istismar ve şiddet olayları ne yazık ki gündemden düşmüyor. Basına yansımayanları da göz önüne alırsak rakamlar ürkütücü boyutta. Bu tür olaylar artış mı gösterdi yoksa artık saklanmadığı için mi sıkça karşılaşır olduk?

-         

-        İstismara uğrayan çocuk veya çocuğun ailesi için bu hususu resmi makamlara bildirmek her zaman kolay olmayabiliyor. Takdir edersiniz ki resmi veriler, resmi makamlara intikal eden vakalar üzerinden değerlendirilir. Önceki yıllarda istismara uğrayan bir çocuk veya çocuğu istismara uğrayan ve bunu bir şekilde haber alan ailesi bu durumu resmi makamlara bildirmekten çekince duyarken bu hususta son yıllarda medyaya yansıyan ve sanığın caydırıcı cezalar aldığı dava haberleri bu durumu yaşayan diğer çocukların da konuşmasını sağlıyor. İhmal ve istismar ne yazık ki her zaman vardı, ama açığa çıkarma noktasında mağdur olan taraf çekinceler yaşıyordu ama artık çocuklar konuşuyor, uğradıkları kötülük karşısında sessiz kalmıyor, haykırıyorlar.

Bu olayların önlenememesinde cezaların caydırıcı olmaması ne kadar etkilidir?

Cezalarımız caydırıcı fakat suça sürüklenen çocuklar haricinde mağdur çocuklar için de ihtisas mahkemeleri kurulmalı, yargılama süreci yıllarca sürmemeli. Bu noktada çocuk istismarı davaları için ihtisas mahkemeleri kurulmasının etkili olacağını düşünüyoruz ve bu önerimizi resmi kurumlara da sunuyoruz. İstismar mağduru bir çocuk yaşadığı olayı ailesine, öğretmenine anlattıktan sonra olayın adli mercilere iletilmesi sürecinde de çocuk psikolojik olarak fazlasıyla yıpratılıyor. Bir çocuk olarak yaşadığı olay zaten yeterince travmatikken bir de bunu önce polise, sonra savcılığa, sonra sağlık muayenesi sırasında görevlilere anlatıp daha sonra mahkemeye çıktığında hâkime anlatıyor. İşin trajik tarafı mahkeme süresi çok uzun olduğu için her mahkemede çocuklar yaşadığı bu kötü olayı tekrar tekrar anlatıyor. Yani yaşadığı olayı on kez yirmi kez anlatarak her seferinde yeniden yaşıyor. Bu çocukların ifadesi alındıktan sonra, her celse de başlarından geçeni defalarca anlattırmaya gerek yok. Bu nedenle bizler İhtisas Mahkemelerinin olmasını istiyoruz. İhtisas mahkemeleri olursa davalar daha kısa sürede sonuçlanır, adalet daha çabuk yerini bulur.

Aile içi şiddet ve ensest genelde saklanılan durumlar. Nasıl ortaya çıkıyor, siz mi araştırıyorsunuz, yoksa size mi başvuruyorlar?

Bize gelen bütün dosyalar ihbarla bize ulaşıyor. Bir ihbar olduğunda, Derneğimizden destek almak için kişileri www.ucim.org.tr ye yönlendiriyoruz. Sitede ihbar et kısmına girdiklerinde, istenilen bilgileri ve açıklamaları varsa dosya numarasını bildirmeleri gerekiyor. Gerekli bilgiler paylaşıldıktan sonra eğer ifade tutanakları gönderilmişse gönderilen belgelerden, gönderilmemişse, bildirilen dosya numarasına göre dosyayı o şehirdeki hukuk sorumlusu veya diğer avukat arkadaşlarımız gidip inceliyorlar. İncelendikten sonra başvuran kişiye hemen dönüş yapılıyor. Akabinde Hukuk Komisyonumuz tarafından durum değerlendirmesi yapılıyor. Davayı takip etme sürecimizde de, müdahillik talebimiz mahkemece kabul edilirse müdahil olarak, kabul edilmezse gözlemci sıfatıyla davayı takip ediyoruz.

Size başvuran mağdurlara hangi konularda yardımcı ve destek oluyorsunuz?

İstismar mağduru olan çocuklarımıza hukuki alanda ve rehabilitasyon sürecinde destek sağlamaktayız.

Hukuki destek sürecimizde, UCİM’e ulaşan ihbarlar, Hukuk Komisyonu Başkanlığımızcaincelemeye alınır, gerekli ön araştırması yapılır. Savcılık soruşturmasının tamamlanıp yargılanmanınbaşlamasının ardından davanın tüm aşamalarında müdahil olarak duruşmalara katılmaktayız.Davaya katıldıktan sonra aile ve çocuğun yanında olarak sürecin en az travmatik şekilde geçmesi için UCİM ailesi olarak yol haritası çizmekteyiz.

Rehabilitasyon sürecinde ise hem çocuklarımızın hem de ailelerinin yaralarını sarmaya onları yeniden sosyal hayata entegre etmeye çalışıyoruz. Bu durumlara maruz kalmış çocuklar ve aileleri çok ağırpsikolojik travmalar yaşamakta. Psikiyatr ve psikologlardanoluşan ‘Çocuk Psikolojisi’ konusunda uzman gönüllülerimiz buvakalara hiç vakit kaybetmeden müdahale edip, çocuğun veailenin bu ağır travma durumundan en az hasarla kurtulabilmesiiçin çaba harcayıp, gece gündüz mağdurlarımızın yanında olarak onların hayata yeniden tutunabilmeleri için çalışmalar yapmakta.

Sığınma evleri ya da sevgi evleri gibi kurumlar bu konuda çözüm olabiliyor mu ya da sayıları ve nitelikleri yeterli düzeyde mi?

Sığınma evleri ve sevgi evleri sayı ve kapasite bakımından çok da yeterli düzeyde değil. Sevgi evlerinde birçok yenilik, düzenleme yapılsa da kapasite fazlası var. Bu nedenle sayılarının arttırlması gerekli. Ancak sadece sayı değil buradaki sorunumuz nitelikli, eğitimlerle donanmış ve insan psikolojisini iyi bilen ve etkili iletişim kurabilen personel istihdamı da gerekli. Sosyolog,sosyal çalışmacı, çocuk gelişim uzmanları ve psikologların koordineli bir çalışma yapacağı ortamlar yaratılmalı.

Çocukları ihmal ve istismardan koruma konusunda nasıl bilinçlendirebiliriz?

UCİM olarak eğitimin gücüne inanan bir derneğiz. Ve biz biliyoruz ki bilinçli bir ebeveyn bilinçli, cesur, öz güveni yüksek çocukların yetişmesinin ön koşuludur. O nedenle önce aileler bilinçlenmeli. Günümüzde tüm ebeveynlerin alması gereken eğitimlerin başında Mahremiyet Eğitimi gelmektedir. Çünkü bizler mahremiyet konusunu çocuklarımıza yanlış anlatıyoruz. Ayıp, yasak, günah vb kelimelerle çocuğa mahremiyeti anlatılamaz. Çocuklarımıza öncelikle iyi ve kötü dokunuşun ne olduğunu anlatmalıyız. Aile içinde etkili bir iletişim ve güven duygusunun varlığını çocuğa hissettirmeliyiz. Çocuğumuza her şeyini bize anlatabileceği duygusunu vermeliyiz. Bu noktada en önemli olan husus çocukla sağlıklı iletişim kurmaktır. Çocuk, biri ile bir arada olmak istemiyorsa, o kişiden rahatsız oluyorsa, bunun nedenini öğrenmeliyiz. Biri çocuğumuza gereğinden fazla ilgi gösteriyorsa, bu duruma dikkat etmeliyiz. Çocukla cinsellik hakkında konuşmalı, vücudunun özel yerlerini anlayacağı şekilde ve doğru kelimelerle anlatmalıyız. Bunun için kitaplardan yararlanabiliriz. Bu konuda hazırlanan çok güzel kitaplar ve çizgi filmler var. Çocuğa cinselliği nasıl anlatacağımızı bilmiyorsak bir uzmandan bilgi almalıyız. Ve en önemlisi biri çocuğumuza istemediği bir şekilde dokunursa, hayır demesini, yardım istemesini ve böyle durumları bizimle paylaşmasını öğretmeliyiz.

Bu tip vakalarda genelde kız çocukları ve kadınlar akla geliyor. Peki erkek çocuklarının ya da erkeklerin maruz kaldığı bu tür vakalar var mı?

Yaşanan vakalarda kız erkek diye bir ayrım yok. Tüm çocuklarımız ne yazık ki bu kötü durumla karşılaşabiliyor. Bu tür olaylarda mağdur olan erkek çocuklarının da sayısı azımsanmayacak kadar çok.

Tecavüzcü profili nasıldır? Genelde hangi yaş aralığındalar ya da filmlerdeki tecavüzcü tiplerle profilleri uyuşuyor mu? Yoksa iş güç sahibi kariyerli insanlar arasından da çıkabiliyor mu?

Böyle bir profil çizmemiz mümkün değil. Şık giyimli, eğitim düzeyi yüksek, toplumda saygınlığı olan biri de istismarcı olabilir, sokakta yaşayan biri de, en güvendiğimiz komşumuz da… Bu noktada belirli bir yaş, meslek, eğitim düzeyi vb kriterlerden bir profil oluşturmamız mümkün değil. Ne yazık ki kötü insanı demografik özellikleri ile seçemiyoruz. Hepsinin ayırt edici tek ortak özelliği var o da vicdanlarını ve kalplerini kötülüğün kapladığı.

Bu konuda çalışmalar yapan dernek ve STK’lar yeterli mi?

Elbette bu konuda çalışan başkaca dernek ve STK’lar da var. Ama burada önemli olan sayıdan ziyade ortak fikirlerle, yapılan projelerle kamuoyu bilincini etkili bir şekilde oluşturabilmek. Bu açıdan da daha çok yol katetmemiz gerektiğini söyleyebiliriz.

Neler yapılmalıdır?

Çocuk ihmal ve istismarının önlenebilmesinde en büyük gücün ve en doğru yöntemin eğitim olduğuna inanıyoruz.Çocuklarımızın başına yürek yakan olaylar geldikten sonra değil, bu olaylar olmadan engelleyerek onları korumalıyız. Bu nedenle önce bilinçlenmeliyiz.

Sesimizi tüm ülkede,illerde ilçelerde köylerde kasabalarda mecralarda yaşayan herkese duyurmalıyız. Her çocuğumuzu ve ailemizi eğitimle güçlendirmeliyiz.

Hukuki anlamda değişiklikler yapmalıyız. Cezalarımız daha caydırıcı olmalı, mahkeme süreleri kısalmalı bunun için de ihtisas mahkemeleri kurulmalı.

Çocuk izlem merkezleri tüm illerde kurulmalı.

Ve bu alanda çalışan personellerin nitelikleri arttırılmalı.

 

Reklam Alanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER