Egemen Hanımoğlu: Sosyal Medya'nın Esiri mi Olduk

Egemen Hanımoğlu: Sosyal Medya'nın Esiri mi Olduk

Kabul edelim ki onsuz yapamıyoruz. Sosyal medya olmadan yaşayamıyoruz. Birileri fotoğrafımızı beğensin diye olağanüstü çaba harcıyor ve hileler yapıyoruz. Peki biz sosyal medya bağımlısı mıyız? Bu sorunun yanıtını ve sosyal medya ile ilgili tüm sorularımızın yanıtlarını Yrd. Doç. Dr Psikoterapist Egemen Hanımoğlu’na sorduk.

RÖPORTAJ: MURAT YILDIRIM

Sosyal medya bağımlılığı nedir?

Sosyal medya dediğimiz şey aslında bir iletişim aracıdır. Biz kimlere sosyal medya bağımlısı diyebiliriz? Şimdi şu karıştırılıyor, eğer bir insan sosyal medyayı sürekli olarak kullanıyorsa biz ona bağımlı diyoruz ama bir kişiye bağımlı diyebilmemiz için bir şeyi sık yapıyor olması yeterli değil.  Yani bunun dışında, ondan mahrum kaldığı zaman, yoksun olduğu zaman ne hissettiği önemli. Ona nasıl ulaşmaya çalıştığı önemli ve sürekli olarak tolerans eşiği artıyorsa, mesela daha önceden iki saat vakit geçirirken bu 3 saate, 5 saate çıkıyorsa ve sürekli olarak bu durum artıyorsa biz o zaman o kişinin sosyal medya bağımlısı veya herhangi bir şeye bağımlı olduğunu söyleyebiliriz. Ama bir kişinin sürekli olarak sosyal medyayı kullanıyor olması tek başına bağımlı dememiz için yeterli bir durum değil.

Sosyal medyayı hangi yönleriyle daha çok kullanıyoruz?

Aslında sosyal medya bir iletişim alanı, iletişim aracı gibi düşünülebilir. Bu açıdan baktığımızda aslında bir sürü avantajı var. Ama aynı zamanda şunun için de kullanabiliyoruz sosyal medyayı, şimdi şöyle bir avantajı var sosyal medyanın, kendinizi nasıl sunuyorsanız, nasıl anlatıyorsanız o şekilde gösterebiliyorsunuz insanlara. Yani kafanızda ideal bir şey oluşturup, öyle olsanız da olmasanız da gerçekten kim olduğunuzun önemi yok. Kendinizi nasıl sunuyorsanız insanlar o şekilde sizi algılayabiliyorlar. Daha çok bu anlamda kullanılıyor sosyal medya.




İnsanın kendisini tanıyorsunuz, yakın çevrenizden biri ama sosyal medyada gördüğünüz çok farklı biri. Neden insan kendini değiştirme gereği duyar?

Bu aslında biraz da insanın varoluşuyla ilgili bir durum. Söylediğiniz, parmak bastığınız nokta çok önemli bir nokta. İnsanlar şunu yapıyorlar, kendi fotoğraflarını çekiyorlar daha sonra çeşitli programlar kullanarak kendilerini daha farklı bir hale getiriyorlar. Boylarını uzatıyorlar, zayıflatıyorlar, olduğundan daha farklı gösteriyorlar. Hani adı öz çekim ya, bu durumda aslında öz diye bir şey kalmıyor. Ve bu şekilde kendilerini sunarak, diğer insanlara bu şekilde kendilerini göstererek bir şekilde yetersizlik duygularını tatmin ediyorlar. Bir kişi sürekli olarak kendi fotoğraflarını çekip diğer insanların bunu görmesine yönelik davranışlar sergiliyorsa, aslında şu mesajı veriyor. Beni onaylayın, beni beğenin, beni sevin. Gerçek yaşamda da şununla ilgili, aslında kimsenin beni sevmediğini düşünüyorum, aslında kimsenin beğenmediğini düşünüyorum. Böyle bir süreç var altında.

Bir bakıma karşı tarafı kandırma anlamına geliyor bu ve kendini de kandırmış oluyor bu kişi. İnsan bundan neden rahatsız olmaz?

Bu konuda da hemen bizim beynimizin bazı açıkları devreye giriyor. Bir davranış sergilediğinizde bu davranışın sonucu haz verici olursa, hangi davranış olursa olsun biz o davranışı tekrar tekrar yapmaya çalışıyoruz. Buna neden olan şey de dopamin. Beynimiz dopamin salgıladığında bu haz duygusu yaşamamıza yol açıyor ve biz o davranışı tekrar tekrar yapıyoruz. Yani dopamin şunu söylüyor size, bu davranışı bir daha yap, tekrar tekrar yap. Aynısı az önceki durum için de geçerli, kendi fotoğrafımı çektim diyelim, onu işte alladım, pulladım, cilaladım paylaştım. İnsanlar bunu beğendiğinde aslında onayladığında yani beni takdir ettiğinde beyin dopamin salgılıyor ister istemez ve dopamin de bana şunu söylüyor, aynısını bir daha yap, bir daha fotoğraf çekil, bir daha paylaş, süreç bu şekilde ilerliyor.

Yetişkin insanlar bir şekilde kendilerini kontrol edebilirler, zaten bir iş yaşamları olduğu için ona göre bir ayarlama, programlama yapabilirler ama çocuklarda da bağımlılık var. Özellikle bu durum çok tehlikeli. Bazen ailelerin de işine geliyor, çocuk yaramazlık yapmasın diye ya da gözümün önünde dursun diye istediği kadar internete girebiliyor, elindeki cep telefonunu istediği şekilde kullanabiliyor. Çocuklarda durum nasıldır, yani ne kadar süreyle çocuk bilgisayarın veya telefonun başındaysa bağımlıdır? Ne kadarı normaldir?

Şunu söylersek eğer, çocuklarınıza telefon vermeyin, bilgisayardan uzak tutun, tablet vermeyin. Bunlar çok gerçekçi olmaz. Siz vermezseniz dışarıda mutlaka bir şekilde karşı karşıya gelecek. Anne babaların dikkat etmesi gereken şey şu, mesela çocuklar yaramazlık yaptığında, ağladığında ya da istenmeyen bir davranış sergilediğinde şunu yaparsam, ben ona tableti, telefonu verirsem ya da buna benzer şeyler verirsem aslında çocuğun bu davranışını ödüllendirmiş oluyorum. Yani çocuk ağladı, sussun diye eline telefonu verdim, e siz çocuk olsanız siz de ağlarsınız tableti, telefonu almak için. Bir kere bu doğru bir davranış değil, kısır bir döngüye giriyor çünkü. Çocuk ağladığında şunu görüyor, ben ağlıyorum annem bana bilgisayarı veriyor, telefonu, tableti veriyor oyun oynamamı sağlıyor. Dolayısıyla çocuk daha çok ağlıyor. Anne babaların yapması gereken aslında şu, yeni nesil aslında dijital nesil. Yani dijital dünyayla oldukça iç içeler. Anne babalar şunu yapabilirler, interneti yasaklamak yerine ya da cep telefonunu yasaklamak yerine internet konusundaki becerilerini arttırıp çocuklarına rehberlik yapabilirler. Yani interneti daha sağlıklı kullanmaları için onlara yön verici olabilirler, ki anne babaların görevi de budur. Bizim şunu yapmamız lazım, interneti çocuğu susturmak için kullanmamamız gerekiyor bu çok yanlış. Şu da bir çözümdür, mesela çocukla anlaşma yapılabilir. Sorumluluklarını yerine getirdiğinde bu ödev olur veya başka bir şey olur. Örneğin 1 saat bilgisayarla oynama hakkı verebilirsiniz. Burada da şuna dikkat etmeniz lazım, 1 saat dolduğunda çocuğun kesinlikle bilgisayarla, tabletle işinin bitmesi lazım.

Özellikle çocuklar ve ergenlerde daha fazla kullanım görülüyor. Sınırsız bir mecra ve bu yaş aralığındaki kişilerin çok seçiciliği yok, zararlı sitelere çok daha rahat girebiliyorlar. Bunu yasaklasanız veya kontrol etseniz çocuğun özeline girmiş oluyorsunuz. Ama kayıtsız kaldığınızda da çok yanlış bilgilerle karşılaşabiliyor. Aileler bunun denetimini nasıl yapacaklar?

Özellikle ergenlik döneminden önceki yaşlarda yani 12 yaşından daha küçükse çocukların, daha çok ebeveynlerinin kontrolünde internete bağlanmaları ve ya sosyal medyayı kullanmaları daha uygundur. Anne babaların şunu yapması lazım, mesela diyelim çocuğun sosyal medya hesapları var, bir kere bu sosyal medya hesaplarının hepsini gizli yapmaları lazım. Zaman zaman arkadaş listelerini kontrol etmeleri gerekiyor. Eğer 12 yaşından büyükse, ergense evin içerisinde çocuğa biraz daha özgürlük tanınabilir. Ama yine de çocukla, ergenle internet üzerine, oynadığı oyunlar üzerine ya da sosyal medya üzerine konuşmak gereklidir. Çünkü ucu bucağı olmayan bir mecra. İyi tarafları olduğu gibi kötü tarafları da var. Her türlü tehlikeye de açıksınız. İnternetin şöyle bir durumu var, mesela siz 40 yaşında olduğunuz halde kendinizi 11 yaşında bir kız gibi tanıtabilirsiniz ve çocuğunuz bunu bilmeyebilir. O yüzden anne babaların dikkat etmeleri gerekiyor. Bizim ebeveynlerimizin de internet konusunda becerilerini arttırması şart. Çünkü teknoloji çağında yaşıyoruz. Çocukları ne yaparsanız yapın bundan uzak tutamazsınız. Evde tutarsınız ama dışarıda tutamayabilirsiniz. O yüzden anne babaların çocuklarını eğitebilmesi açısından bilinçli olması gerekiyor bu konuda.

Bazı oyunlar var çocuğu intihara kadar götürebilir. Belli komutlar veriyorlar, en sonunda intihara kadar götürebiliyorlar. Bu oyunların bir yasal denetimi yok herhalde ki varlar internette. Nasıl bir düzenleme yapılabilir? Neler yapılabilir?

Bildiğim kadarıyla oyun sektöründe,  oyunların üzerinde yaş sınırlaması yazar. Yani 13+, 18+ gibi. Bunlara dikkat etmesi gerekiyor ebeveynlerin. Yani çocuğunuz bir oyun oynuyorsa, o oyun yaşına uygun mu değil mi, öncelikle bunu denetlemek gerekiyor. İkincisi ise, diyelim ki çocuğunuz futbol oyunu oynuyor ya da savaş oyunu oynuyor. Sizin de bu oyun hakkında biraz beceri sahibi olmanız lazım. En azından oturup çocuğunuzla bu oyunu oynayabiliyor olmanız lazım. Çocuğunuza bunu tamamen yasaklarsanız, iletişimi kesmiş olursunuz. Az önceki söylediğimi yaparsanız, çocukla iletişimi devam ettirmiş olursunuz. Yeni nesil artık dijital nesil, bizler de dijital göçmenleriz. Yani yeni nesil dijital konularda çok yetkinler bize göre. Bizlerse sonradan öğreniyoruz. Çocukların dilinden anlayabilmemiz için olabildiğince bizim bu yönümüzü geliştirmemiz gerekiyor. En azından bu konuda onlarla iletişim kurabilmemiz için. Bu çok önemli.

Sosyal medyada insanlar neden tanışır, yani daha mı kolaydır? Ya da sosyal medyada sohbet etmek reel ortamda sohbet etmekten daha mı caziptir? İnsanı çeken nedir?

Diyelim ki monitör üzerinden biriyle konuşuyorsunuz. Normalde birbirini tanımayan iki insan karşı karşıya geldiğinde, aynı zamanda bizim beynimizin amigdalası devreye girer. Amigdala şu işe yarar, bizim korkmamıza ve ya endişelenmemize yol açar. Fakat monitör karşısındayken veya elimize telefon alıp biriyle konuşurken amigdalanız tamamen devre dışı kalıyor ve kendinizi daha rahat ifade edebiliyorsunuz. Hatta günlük yaşamda o kişiyle karşı karşıya geldiğinizde söyleyemeyeceğiniz şeyleri söyleyebiliyorsunuz. Mesela hakaret edebiliyorsunuz, kötü şeyler söyleyebiliyorsunuz. Twitter da vs görüyorsunuzdur, günlük yaşamda karşı karşıya geldiğinizde sayın diye hitap edeceğiniz kişidir o ama sosyal medya söz konusu olduğunda amigdala devre dışı kalıyor ve böyle durumlar söz konusu olabiliyor. Diğer nedense şu, ben kendimi nasıl göstermek istiyorsam öyle gösterebiliyorum. Aslında benim orada sergilemiş olduğum şey biz her ne kadar öz çekim desek de aslında benim özüm değil. Orada sergilemiş olduğum şey benim sadece imgem.

 

Reklam Alanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER