Aile önemli rol oynuyor

Aile önemli rol oynuyor

Her anne adayı bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almak ister. Ancak bazı durumlar vardır ki anne-baba adayının elinde olmaksızın dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Bunlardan biri olan ve “beyin felci” olarak da tanımlanan Serebral Palsi de (SP), hamilelikte, doğum esnasında veya yaşamın ilk yıllarında bebekte çeşitli sebeplerle oluşan beyin hasarına bağlı gelişen bir hastalık olarak biliniyor.

En sık saptanan neden erken doğum (Prematüre) olmakla beraber, gebelikte oluşan yüksek tansiyon, gebelik süresinde geçirilen enfeksiyonlar, kan uyuşmazlığı, zor doğum sonrası bebeğin oksijensiz kalması, bazı enfeksiyonlar ve kafa travmasının SP’nin başlıca sebepleri arasında gösterildiğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ümit Tuhanioğlu, bu hastalığın oluşumunda yüzde 70–80 oranında doğum ve doğum öncesine ait hastalık ve durumların rol oynadığını ifade ediyor.

Ekip çalışması  

 Hastalık sonucu oluşan beyin hasarının ilerleyici olmadığını ancak ardından ikincil olarak meydana gelen ve “spastisite” olarak adlandırılan kas kasılmaları, denge, oturma ve yürüme bozukluklarının uygun tedavi ve rehabilitasyon uygulanmaması durumunda ilerleyici olabildiğini anlatan Doç. Dr. Tuhanioğlu, “SP, başta çocuk nörolojisi, fizik tedavi uzmanı, fizyoterapist, ortopedi uzmanı, göz hastalıkları uzmanı ve psikolog olmak üzere çok sayıda bölümün tedaviye katkı sunduğu multidisipliner çalışma gerektiren bir hastalıktır” diyor.

5-6 yaş öncesi mümkün

 “SP’de meydana gelen beyin hasarı sonrasında oluşan kas kasılmalarına bağlı olarak eklem kontraktürü olarak adlandırılan eklem sertliği ve hareket kaybı, kas ve tendonlarda kısalık, yürüyüş bozuklukları, özellikle kalça ekleminde görülen eklem çıkıkları, omurga eğrilikleri (Skolyoz) ve kemikte şekil bozuklukları sık görülen patolojilerdir. Gelişimin belli bir aşamasına kadar fizyoterapi, botoks, ortez ve çeşitli ilaçlarla bu patolojiler mümkün olduğunca önlenmeye çalışılarak bozuklukların kalıcı hale gelmesinin engellenmesi hedeflenir” diyen Doç. Dr. Tuhanioğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Cerrahi tedaviden özellikle 5-6 yaş öncesi mümkün olduğunca kaçınılır. Kas gücü ve koordinasyonunun elde edilmesine yönelik her türlü cerrahi dışı tedavi uygulanarak çocuğun bir üst fonksiyonel seviyeye getirilmesi amaçlanır. Ancak burada kalça eklemine yönelik cerrahi müdahale istisna oluşturur. SP’li çocuklar doğduklarında normal kalça yapısına sahiptirler ancak kalça çevresindeki bazı kasların aşırı kasılması sonucu kalçada yarı çıkık veya tam çıkık gelişebilir. Bu durumda kalça çıkığının önlenmesi ve tedavisine yönelik cerrahi girişimler, eğer gerekiyorsa bebeklik döneminden itibaren uygulanmalı, erken önlem alabilmek için hastalar belirli aralıklarla çekilecek kalça röntgenleri ile takip edilmelidir.” Tedavi sürecinin her aşamasına ailenin de ortak edilmesi ve aileye anlayabileceği şekilde bilgi verilmesinin önemine de değinen Doç. Dr. Tuhanioğlu, cerrahi tedavinin mümkün olduğunca tek veya en fazla 2 seansta uygulanması ve hastanın mümkün olan en hızlı şekilde rehabilitasyon sürecine tekrar dahil edilmesinin de tedavinin başarısını olumlu etkileyen faktörlerden olduğunu söylüyor. 

Reklam Alanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER