ALKOL BAĞIMLILIĞINA DİKKAT!

ALKOL BAĞIMLILIĞINA DİKKAT!

Küresel COVİD 19 salgınının hem kendisinin hem de uygulanan önlemlerin insanların yaşam düzenlerinde değişimlere, sosyal ve ekonomik sıkıntılara yol açabilir. Aile Terapileri ve Terapistleri Derneği (TERAPİDER), buna bağlı olarak karantina döneminde ve sonrasında potansiyel sıkıntılar nedeni ile bağımlılık davranışlarında artış olabileceğine dikkat çekti.

  Günlük yaşamdaki aksaklıklar nedeniyle duyulan endişe, geleceğe dair belirsizlik, yalnızlık duygusu ve de kayıplar nedeniyle yaşanılan kederin bu dönemde beklenir duygular olduğunu belirten TERAPİDER Genel Başkanı Psikoterapist Uzm. Dr. Taner Canatar, “Bu duyguların kişiyi bir dizi sağlıksız davranış ve yanlış başa çıkma stratejilerine yönlendirmesi muhtemeldir. Bu dönemde stresli durum ile başa çıkmak, sıkıntıyı yatıştırmak ya da zaman geçirmek için sigara, alkol ve madde kullanımı artabilir. Keyif kaynakları, pandemi döneminde kapalı mekan etkinlikleri ile sınırlı olduğundan, televizyon ve elektronik cihazların kullanımında da artış olabilir ancak bu durumun uzun vadede bağımlılıklara neden olabilme riski vardır. Ayrıca insanların, ruhsal sıkıntılar ve kaygı ile başa çıkabilmek adına kumar oynama davranışında artış görülebilmektedir. Bilinmelidir ki bu artışların yol açtığı bedensel ve ruhsal sağlık sorunları; bağışıklığın zayıflaması, hastalığa yakalanma ihtimalinin artması ve bağımlılık gelişmesi gibi riskleri de beraberinde getirir.” dedi.

KRONİK BEYİN HASTALIĞI
Alkol ve madde bağımlılığının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürdüğünü ifade eden TERAPİDER üyesi Psikiyatr Uzm. Dr. Yunus Emre Sönmez ise açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Alkol veya madde kullanan kişiler, 19.yüzyılda suçlu ve günahkar olarak görülmekteyken, bilimsel gelişmeler ve sosyal reformlarla 1951 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘hasta’ olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Sonrasında ise Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından bir bozukluk olarak sınıflandırma sistemlerine dahil edilmiştir. Bugün artık bağımlılık, ‘yinelemeler gösteren kronik bir beyin hastalığı’ olarak kabul edilmektedir. Bu serüvende psikiyatrinin bağımlılığa bakışı, tanımlaması ve tedavisi de önemli oranda değişmiştir. Başlangıçta fiziksel bağımlılık belirtileri yani alkol ya da madde kullanımının kesilmesiyle ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin, bağımlılık tanısı için şart olduğu düşünülmüştür. Bu algı yanlış şekilde hala varlığını sürdürmektedir. Yoğun alkol kullanan biri, kullanmadığı zaman yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmamasından bağımlı olmadığı sonucunu çıkarabilmektedir. Ya da bağımlılık potansiyeli göreceli olarak düşük olan bir madde kullanan biri, yanlış şekilde kullandığı maddenin bağımlılık yapmadığını düşünebilmektedir. Yoksunluk, aşırı madde kullanma isteği (aşerme), tolerans (aynı etkiyi elde etmek için giderek daha fazla alkol ve madde kullanma gereksinimi) gibi kriterler bağımlılık tanısında hala önemini korusa da, bunlar olmadığı zaman da bağımlılık tanısı koymak mümkündür.”


 

Reklam Alanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER