RÖPORTAJ

  • AKGEDİK:
    AKGEDİK: 'ALADAĞ TURİZMİN BAŞKENTİ OLACAK'

    Aladağ Belediye Başkanı Mustafa Akgedik, geride kalan 7 yıllık zaman ortaya koyduğu başarılı çalışma; hayata geçirdiği projelerle fark yaratırken, Aladağ’a da ivme kazandırdı. Aladağ’a bir vefa borcu olduğunu ve bu borcu ödeyebilmek için gece-gündüz demeden çalıştığını anlatan Akgedik, “Aladağ’da sadece Adana’nın değil, Doğu Akdeniz’in nefes alacağı bir alan oluşturmak istiyoruz. Hedefim; Aladağ’ı doğa turizminin başkenti yapmak” dedi. Mustafa Akgedik’in yeni hedefiyse; Adana Büyükşehir Belediyesi…

    Her bir Aladağlının derdiyle dertlenen Mustafa Akgedik, Aladağ’ın doğal güzelliklerine kendisini adamış bir başkan… Bölgeyi karış karış gezip, her bir köşesini bilen; tarihi dokusu ve coğrafi yapısını ilmik ilmik işleyen Akgedik, oldukça dikkat çeken bir isim. 

    SIRADIŞI BİR BAŞKAN
    Deyim yerindeyse sıra dışı bir başkan Mustafa Akgedik.. Yanında ne bir koruması, ne de şoförü var.. Aracına atlayıp, ilçeyi köy köy; sokak sokak gezip, sorunları yerinde dinleyip, halkla birlikte çözüm üretiyor. ‘Bir nefes Aladağ’ sloganını şiar edinen Akgedik, kendisini de; ‘memlekete hizmet etmeye gönül veren biri’ olarak tanımlıyor. Aladağ’a değer katacak proje ve çalışmaları hayata geçirme çaba ve gayreti içinde olduklarını dile getiren Akgedik, “Milletimiz istediği sürece memlekete hizmet üretmeye devam edeceğiz” diyor… 

    BİZE ‘ALADAĞ’I TANITTI
    Çukurova Metropol Medya Yönetim Kurulu Başkanı Tanır Emre Üzelgeçici ve gazetemizin yayın kadrosunu Aladağ’da ağırlayan Mustafa Akgedik, bize ilçenin bilinmeyen yönlerini anlattı; mini bir Aladağ turu yaptırıp, ‘cennetten bir köşe’yi; Aladağ’ı tanıttı. Arkadaşımız Soner Kan, o anları fotoğraf makinesiyle ölümsüzleştirirken, ortaya da keyifli bir röportaj çıktı. Söz şimdi Aladağ Belediye Başkanı Mustafa Akgedik’te: 

    HAYALİMDE ‘BÜYÜKŞEHİR’ VAR

    Aladağ sizin için neyi ifade ediyor?
    Aladağ benim doğduğum büyüdüğüm topraklar. Sonuçta bu coğrafyada doğdum, bu coğrafyaya da vefa borcumu ödemek için gayret ediyorum. Evimiz Aladağ. 

    Peki aklınızda var mıydı bu coğrafyaya; bu kente; bu memlekete başkanlık yapmak?  Çocuklukta böyle bir hayaliniz var mıydı?
    Çocukluğumda böyle bir hayalim yoktu ama sonrasında AK Parti kurulduğundan bu yana siyasetin içerisinde var olduk. Yerel yönetimler birazda benim ilgi alanımdı. Hep hayalimde Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı vardı ama Aladağ’dan başladık. 

    CENNETTEN BİR KÖŞE: ALADAĞ
    Aladağ’ı diğer ilçelerden farklı kılan ne? Nedir Aladağ’ın cazibesi? Buraya insanlar neden gelmeli? Aladağ neden bir cazibe merkezi olmalı?

    Aladağ, cennetten bir köşe; eşsiz bir coğrafya.120 rakımdan başlayıp, 3 bin 700 rakıma yükselen bir coğrafya. Bu da bize farklı bir bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik sağlıyor. Farklı iklimler ve bozulmamış bir Yörük ve Türkmen kültürü de var. Homojen bir kültürü yapısıyla dağları, ormanları, şelaleleri, akarsuları hakikaten çok güzel bir coğrafya. Şehre de yakın, sadece bir saatlik yolculuğun ardından 1550 rakımına ulaşıyorsunuz. Burada sizi başka bir iklim karşılıyor. Kışın muhteşem kar manzarası, yazın serin havası eşsiz bir hazine gibi. 

    DOĞU AKDENİZ NEFES ALACAK
    İki dönemden bu yana Aladağ’da ‘belediye başkanlığı’ görevini üstleniyorum. Biz Doğu Akdeniz’in nefes alacağı bir alan oluşturmak istiyoruz. Sadece Adana ile de sınırlı değil. Adana başta olmak üzere Mersin, Osmaniye, Hatay; kısacası tüm bu bölgede yaşayan insanların, hafta sonu vakit geçirebileceği bir mesire alanı gibi bir yer sunmak istiyoruz. Bunun için Küp Şelalesi’nde 360 dönümlük bir mesire alanı oluşturmak için kolları sıvadık. Yedigöze’de 490 dönümlük bir mesire alanı çalışmalarına başlayacağız. Aladağ ilçe merkezinde de 200 dönüm mesire alanını bitirdik.

    ‘DOĞA OTELİ PROJESİ’ HAYAT BULACAK
    ‘Seyir Terası’nın olduğu bölgede Türkiye’de olmayan bir ‘Doğa Oteli Projesi’ni hayata geçireceğiz. 500 dönüm üzerine her türlü etkinliklerin olduğu, macera oyun alanları, küçük kayak pistleri, paraşüt alanlarının, hobi atölyelerinin, toplantı salonlarının, kampçılar, karavancılar için alanların olduğu bu eşsiz manzarada konaklama imkânı sunacağız. Komple bir tesis yapacağız. Şehirde yaşayanlar, bir saat 20 dakikada kışın kar görmek; yazın da serinliği yaşamak için buraya gelecek. İnşallah bunları gerçekleşirsek, yaklaşık 2 bin dönüm mesire alanıyla biz tüm kentin nefes alacağı bir alan oluşturacağız. 
     
    YILLIK 300 BİN ZİYARETÇİYİ AŞTIK
    Sloganımız; ‘Bir nefes Aladağ’… Simit Şelalesi, Yedigöze, Küp Şelaleleri; karşımızda Toroslar. Adana ve Türkiye için o kadar kıymetli ki bu bölge. Türkiye’de turizmin şekli de değişiyor. Yani deniz, güneş, kumsal sarmalından çıkıyor. İnsanlar tatillerini yaparken, zamanının yarısını denize, yarısını da doğaya ayırıyor. Bu pastadan biz de pay almak istiyoruz. Şu anda Adana’nın nüfusu yaklaşık 2 milyon 200 bin. Bu insanların da yaklaşık 1,5 milyonu Aladağ diye bir ilçeden haberdar değildi. Aladağ’ın bırakın Adana’ya, hangi ile bağlı olduğunu bile bilmiyorlardı. Biz, bu tabloyu tersine çevirdik ve yılda ortalama 300 bin ziyaretçiyi ağırlıyoruz. Şehir merkezi ve il dışından her hafta buraya en az 6-7 tur geliyor. 

    ZİYARETÇİ SAYISI KATLANARAK ARTIYOR 
    Son 5 yılda Aladağ’a gelen turist rakamlarını verirsek; yılda kaç kişi Aladağ’ı ziyaret ediyor?

    Aladağ’a gelen ziyaretçi sayısı her yıl katlanarak artıyor. Örneğin; Küp Şaleleri’ni keşfettik ilk yıl 15 bin, ikinci yıl 30 bin, üçüncü yıl 100 bine çıktı. Ziyaretçilerimiz artarak devam ediyor. Bu yıl Küp Şaleleri’ne 250 bin ziyaretçi hedefimiz var. Büyükşehir Belediyemiz yolunu yaparsa; biz orada zaten bir tesisleşmeye gidiyoruz. Küp Şelaleleri, Türkiye’nin en güzel şalelerinden biri. Vadi içinde yaklaşık 10 ayrı şelale var. Bu da eşsiz bir doğal güzellik.  

    BÜTÇEMİZ YOK DENECEK KADAR AZ!
    Kırsal bir bölgede görev yapmak zordur; mangal gibi de bir yürek ister. Siz bu zorluğun üstesinden nasıl geldiniz? Nedir sizi ayakta tutan? 

    Ben inşaat mühendisiyim. Biz doğayı, doğanın malzemesini de iyi kullanıyoruz. Bizim bütçelerimiz hakikaten yok denecek kadar az. Bütçemiz personel maaşı, akaryakıt giderimizi dahi karşılamıyor ama projeci bir belediyeyiz. Biz, ilgili bakanlıklara gidip kapısını çalıp, projelerimizi sunuyoruz; karşılığında da hibe alıyoruz. Doğanın taşını, torağını kısacası doğayı kullanıyoruz. Burada da iyi bir noktaya geldik. Eksiklerimiz elbette ki var ama son iki dönemde Aladağ, ciddi bir ivme kazandı.

    AMACIMIZ BİR POTANSİYEL OLUŞTURMAK
    Bizim derdimiz burada potansiyel oluşturmak. ‘Yatırımları biz yapalım’ derdinde de değiliz. Bu potansiyel oluşsun, yatırımcı gelsin. Tek derdimiz bu. Zaten belediye eliyle bu işler de olmaz. ‘Seyir Terası’nda yılda 10 bin kişiyi ağırlıyoruz. Adana’da böyle bir nokta neredeyse yok. Tüm kent olarak diyoruz ya; ‘Adana’da turizmden pay alamıyoruz’ diye… Ne yazık ki, bu konuda herhangi bir çaba ve gayretimiz olmadığı gibi girişimimiz de yok. Aladağ’a girdiğiniz zaman hem tarihi güzellikleri, hem de doğal zenginlikleri görüyorsunuz. 

    TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ NOKTASI
    Aladağ’da doğal güzelliklerinin yanı sıra ciddi bir kültür görüyorsunuz. Genel olarak baktığınız zaman yüzde 80’i ormanla kaplı bir ilçe. Artık ormanların sanayideki değerinden çok turizm değeri var. Biz bunu da koruyacağız. Bunu yapmamamız lazım. Bunları sağladığımız zaman gelecekte Aladağ, ekoturizm anlamında Türkiye’nin en önemli noktalarından biri olacağını düşünüyorum.

    HER AYAK SAYISI TURİZMEBİR KATKI
    Aladağ’a baktığımızda tabiat yapısını bozmamış, değerlerini korumuş bir ilçe görüyoruz. Aladağ bunu neye borçlu? 

    Şimdiye kadar bakir kalmasına borçlu tabi ki. Bundan sonrada daha çok ziyaretçi gelecek. Bunu da korumak lazım. Peki nasıl koruruz? İnsan turizmin önemli bir ekonomi olduğunu fark ederse, bunu istemesek de korumaya gider. ‘Ben bu işten para kazanıyorum’ der. Bir Beypazarı örneği var mesela. İnsanlar turizmden para kazanınca dokusunu bozmuyor, o dokuya uygun şeyler yapmaya çalışıyor. Çünkü her ayak sayısı buraya bir katkıdır.

    ‘KİMSE GELMEZ’ DEDİK AMA YANILDIK!
    Doğal ve eşsiz güzelliği,  insanların hayran kaldığı ‘Seyir Terası’nı nasıl keşfettiniz?

    Bu civarda yaşayan bir Teslime Teyze vardı. Oda Yörük kültüründen gelen, hayvancılıkla uğraşan biriydi. Bir gün onu ziyarete geldiğimizde burayı keşfettim. Arkadaşlarıma; ‘Buraya bir çardak yapalım, ara sıra gelip kafa dinleyelim’ dedim. Zaten kimse bilmez, yolu da eski. Bir haftada küçük bir çardak yaptık. Kimsenin haberi olmasın dedik ama bir haftada Ankara’ya kadar gitmiş haber. Sonra burası doğa yürüyüşçülerinin rotası oldu. İnsanlar gelip fotoğraf çekiyorlardı. Adı biz her ne kadar buraya; ‘Seyir Terası’ desek de halk arasında: ‘Başkanın Çardağı’ olarak kaldı.

    EKOTURİZMİN EN ÖNEMLİ ROTASI OLDU
    ‘Seyir Terası’nı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte yaklaşık 19 kilometrelik bir ekoturizm yürüyüşünün en önemli rotalarından biri haline getirdik. Bu rotada ailenizle yola çıkıp, herhangi bir rehbere ihtiyaç duymadan yürüyüş yapabilirsiniz. Yol üzerinde yönlendirme tabelaları da var zaten. Doğaya uygun çeşmesi, dinlenme alanları da var. Ağaçların kimlikleri var mesela. Türkiye’de kimliklendirme çalışması yapılan 4. nokta Aladağ. Proje kapsamında ‘Seyir Terası’nı kefe olarak da milletimizin hizmetine açtık.  Fotoğraf severler için de gerekli tasarımları yaptık. Buradaki imkân ve olanakları daha da zenginleştirip, insanların konaklayabilecekleri alanlar da oluşturacağız. Çünkü buraya her gelen, eşsiz doğal manzarada bir gece kalmak istiyor. Bu konudaki çalışmalarımız sürüyor..

    VATANDAŞLA ARAMIZA DUVAR ÖRMEYİZ
     Genel olarak baktığımızda; sıra dışı bir profil çiziyorsunuz. Bazen sizi arabanızda doğada gezerken, elinizde fotoğraf makinesi, kazma kürek iş yaparken görüyoruz. Takım elbise yerine spor giyinen, halkla iç içe bir profiliniz var. Bu AK Partili belediyelerde çok sık gördüğümüz bir şey değil, nedir bu işin sırrı?

    Belediye Başkanlığı bize bir kimlik yüklemiyor. Ben belediye başkanlığından önce neysem yine aynı kişiyim. Belediye başkanı olmak için bizim bir okulumuz yok. Halk kendi arasından birisini seçiyor. Biz böyleyken seçildik. Burası geçici onu da biliyoruz. 5 yıllığına seçiliyoruz bir dahaki dönem de halk istemiyoruz dediği zaman, biz yine inşaat mühendisi Mustafa’yız. O kalıba girmektense; neysek aynı şekilde devam ediyoruz. Buna çok fazla da takılmamak lazım. Vatandaşla aranıza duvar örmemelisiniz. Biz duvarlar örmek yerine; yüreklere dokunma adına aradaki mesafeyi kısaltıp, halkla iç içe bir yönetim benimsedik. 


    BENİMKİ YOL ÜZERİ FOTOĞRAFÇILIĞI
    Çok rahatım vatandaşlar ailemin bir üyesi gibi. Zaten biz burada; Aladağ’da çok büyük bir aileyiz. İnsanlarla aynı sofrayı paylaşırız. Oturup sohbet ederken de hepsiyle arkadaşızdır. Makamımda pek durmuyorum, genellikle arazideyim. Fotoğraf çekiyorum ama köylerde işçileri ziyaret ederken çekiyorum. Benimkisi biraz da ‘yol üstü fotoğrafçılığı’. Bazen stresli zamanlarda Toroslar’da yıldız çekmeye gidiyorum. Türkiye’nin en güzel noktalarından biri burası. Işığın en az olduğu ama yerleşim yerlerine de en uzak nokta. Kuzeye doğru baktığınız zaman yıldızlar üzerinize yağıyor gibi hissedersiniz. Yani çıplak gözle Samanyolunu dahi görebiliyorsunuz. Bu eşsiz ve olağanüstü bir şey.

    ÇILGIN PROJEM: ‘DAĞ OTELİ’ OLACAK

    Her başkanın bir ‘çılgın projesi’; hayali var. Peki, nedir sizin çılgın projeniz? 
    Bizim çılgın projemiz; ‘Seyir Terası’ yani halk arasında ‘Başkanın Çardağı’ olarak bilinen bu bölgede 500 dönümlük bir arazi üzerine inşa edeceğimiz ‘Doğa Oteli Projesi’ olacak. Bu, müthiş bir proje. Proje ,Adana’ya çok şey katacak. Turizm anlamında çok önemli bir proje. Sadece yurt içinden Adana’ya yerli turist gelmeyecek. Aladağ, havaalanına uzaklığı bir saat mesafede. Dolayısıyla yurt dışından gelen insanların da gelip konaklayabileceği bir tesisi, Adana ve Türkiye’ye; hatta dünya turizmine kazandıracağız. 

    GECEM GÜNDÜZÜM YOK HALKIN HİZMETİNDEYİM
    Sürekli dışarıda; sahada halkla iç içesiniz. Peki, aileniz bu yoğun tempo ve koşturmacayla geçen hayata nasıl bakıyor?

    Ben, 20 yıldır siyasetin içindeyim. Daha önce yurt dışı çalışmalarım da olmuştu. Bu işin doğasında var ve artık onlar da alıştı. Belediye başkanlığı öyle bir hale geldi ki, Türkiye’de belediyeler vatandaşın hizmetin yüzde 60’ını görür hale geldi. Bu da belediye başkanları açısından mesai kavramını da ortadan kaldırdı. Bu anlamda gecem gündüzüm yok. Vatandaşlarımız beni çok rahat arayabiliyor. Gece 3-5’de de arayabilir. Yolda kalmıştır, cenazesi vardır arar. Coğrafya bin 350 kilometre; yani çok geniş bir alan. Dolayısıyla belediye bu bölgenin her şeyi.

    ‘BÜYÜKŞEHİR’ OLURSA GÜZEL OLUR
    20 yıldır siyasetin içinde yer alan biri olarak, nedir gelecek hedefleriniz? Kendinizi nerede görüyorsunuz?
     
    Büyükşehir olursa güzel olur. Tabi bu işin şakası. Memlekete hizmet için partimiz bana nerede görev verirse, biz o görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışırız ve bunun için ne gerekiyorsa yaparız. Bu anlamda inşallah, Rabbim daha güzel hizmetler etmeyi nasip eder. Biz gayret edeceğiz. Bizde görev istenmez; görev verilir.

    DERDİMİZ; KENTİMİZE DEĞER KATMAK 
    Bir vatandaş olarak kendinize baktığınızda nasıl bir başkan görüyorsunuz?

    Ben kendimi, ‘başkan’ olarak görmüyorum. Ben burada görevli bir şantiye şefi gibiyim. Başkanlık algısına pek girmiyorum. Yani temsil olduğu anlamda güzel temsili yaparız ama ben kendimi; memlekete hizmet eden, buna gönül veren biri olarak görüyorum. Bu memleketi daha ileriye taşıyacağız, istihdamı çeşitlendireceğiz. Nüfusun burada kalması için gayret ediyoruz. Tarım, hayvancılık, turizmde neler yaparız; yani kısacası komple şehri düşünüyoruz. Bizim derdimiz; kentimize değer katmak. Milletimiz istediği sürece memlekete hizmet etmeye devam edeceğim. 

    ‘GENÇLERİN KALMASINI İSTİYORUZ’
    Nedir Aladağ’ın en önemli sorun ve sıkıntıları? Buna karşı çözüm önerileriniz neler?

    Çoğunlukla yol problemimiz var; bu sorunu çözmeye çalışıyoruz. Bir taraftan Büyükşehir Belediyesi, diğer taraftan da biz yapıyoruz. Yol konusunda maalesef çok geç kalınmış. Bu anlamda Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün de çalışmaları var. Şu anda vatandaşın çoğunluğu yoldan muzdarip. Konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. En önemli ikinci konu da köyden kente göç. Bundan sonraki süreçte gençlerin burada kalmalarını sağlayacağız. Bunun için de gereken tüm adımları atıp, gerekli çalışmaları da yapacağız. 

    ‘KÖYLÜ BURANIN BEKÇİSİDİR’
    Adana’da kırsal kentli oranı yüzde 93’e yükselmiş. Bu çok tehlikeli bir rakam. Bizim bu köyleri boşalttığımız zaman bu alanlar sahipsiz kalır bu coğrafyada. Bu kültürü ortadan kaldırırsak; Yörük Türkmen kültürü kaybolursa, köy hayatı kaybolursa çok şey kaybeder ülke. Biz buraları terk edersek, birileri gelir yerleşir. Onun içinde bu köylü buranın bekçisidir. Burada iş olanakları artırılırsa; gençlerin buradan gitmesinin önüne geçilecek projeler ortaya konulursa; gençler de burada kalacak. Gençler, kalırsa nüfus sirkülasyonu olacak. Bizim genç nüfusu burada tutmamız lazım.”


Reklam Alanı

RÖPORTAJ İLE İLGİLİ DİĞER HABERLER