ASLI VARKEN SURETE GEREK YOK - ATA IVAK

11 Eylül 2021 Cumartesi

İnsanoğlu hangi devirde yaşarsa yaşasın hep kendisinde bir kusur aramayı ve sonunda bulmayı başarmış bir donanıma sahip. Eskiden yani bizim çocukluğumuzda estetik kaygılar, kilo kontrolü ve bunun gibi şeyler bu kadar üst seviyelerde değildi. Olsa dahi, insanlar böyle kaygılar taşımıyorlardı. 
Daha çok eksik bilgi ya da yetenek kaygıları vardı. Benim annemin coğrafya bilgisi benimkinden çok çok iyidir mesela.  Neden biliyor musunuz? Çocukluğunda arkadaşlarıyla ellerinden harita düşmezmiş. Hep onunla şehir bulmaca oynarlarmış. “O zaman hayal meyal hatırlıyorum ama ortaokuldaydım.” diyor. Şimdi ortaokulda okuyan bir çocuğu çevirip doğu Anadolu’nun şehirlerini say bana deseniz kaç tanesi eksiksiz doğru cevap verebilir bilmiyorum. 
Verenler vardır elbette ama o yıllara göre sayıları çok daha azdır eminim. Çünkü bilgi kaynakları değişti. Her şey elimizin altında olunca, merak ve öğrenme isteği de aynı oranda azaldı ve maalesef estetik kaygılar arttı. O kadar fazla verebileceğim örnek var ki size, inanın bunları yazarken dahi üzülüyorum. 
Ergenlik çağındaki birçok kişi en çok satan kitaplara, en çok izlenilen ödüllü filmlere daha çok ilgi duyması gerekirken, hangi estetik doktoru daha iyi yada hangi zayıflama merkezi çok popüler, veya hangi klüp daha kalabalık ve popüler bunlar araştırılıyor şimdi. 

Kitap okuma oranı zaten azdı. Şimdi daha da az. Artık kitap alma oranı da bir hayli azaldı. Neden derseniz. ? İnternetten okunan ya da dinlenilen kitaplar moda şimdi. Ne garip değil mi? O kağıt kokusunu duymadan, kitaba dokunmadan, sayfalarını karıştırmadan insanlar kitap bitirdim diyorlar. Çünkü alıp okumak çok demode oldu kimilerine göre…
 Bazılarının da vakti olmadığı için açıp dinlemeyi tercih ediyorlar. Engelli arkadaşlarımızı burada tenzih ediyorum elbette. Ancak asla bunlar bir kitabı alıp okumanın hatta kalemle beğenilen cümlelerin altını çizmenin yerini tutmaz ve tutmayacak ta. Bunu şuna benzetiyorum ben: Çok değer verdiğiniz bir insanın email den size düğün davetiyesi göndermesi gibi.  Birileri de cevap olarak altın liranın resmini göndermişti galiba.
Sosyal medyada bu espri dolaşıyordu bir ara. Çok gülmüştüm. Ama böyle davete ancak böyle cevap verilirdi. En doğrusunu yapmışlar aslında. Her şeyin tuhaf suretlerini hayatlarımıza alıyoruz. Asılları varken hem de… Sırf moda diye ya da akım diye yapılan bazı şeyleri çok da doğru bulmuyorum. Bizlerin fiziksel özelliklerden çok kafaların içlerine önem vermemiz, maneviyata önem vermemiz, kitap satın alıp okumamız, WhatsApp konuşmaları yerine insanların gözlerinin içine bakarak onlarla konuşup yeri geldiğinde tartışabilmemiz, bilimin, kültürün sanatın peşinde koşmamız, bir şeylere sahip olmak istiyorsak sadece bir cihazı tuşlamakla birlikte bedenen de çaba göstermemiz lazım. İşte o zaman mutsuzluk, kaygı gibi şeyler hayatımızda olmayacak bence ve her şeyin kıymeti artacak.
Sanatla kalın. Sağlıcakla kalın. Haftaya görüşmek üzere…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI