İYİLEŞEBİLİRİZ - Ata Ivak

28 Temmuz 2020 Salı

Her geçen gün farklı haberler, farklı gelişmelerle gözümüzü açıyoruz. Maalesef karşılaştıklarımız çok da iç açıcı durumlar değil. Bir yandan kadına şiddet diğer yandan gençleri özellikle de ergenlik çağındaki çocukları etkileyen yeme bozuklukları... Kadına şiddet; dilerim son bulur artık. Böyle haberler almak böyle yazılar okumak istemiyoruz. Bu ayrıca içimizi çok yakıyor. Bitsin artık, son bulsun inşallah. Hep güzel başarılar okuyalım. Doğayla, bilimle sanatla ilgili bizi ileriye taşıyacak haberleri paylaşalım sizlerle.

Gençlerin başındaki bu sorunda aslında geçmişten gelen, fakat günümüzde artık fazlaca ayyuka çıkmış bir konu. Neredeyse her on ergen bireyden altısı bu hastalıkla mücadele ediyor. Kimisi söylemiyor, kimisi belli etmiyor. Bazıları da açık açık bu şekilde bir düzen tutturduğunu belli ediyor. Herkes farklı bir frekansta ilerliyor anlayacağınız. Peki ne yapmamız lazım.? Bu soru burada ortaya çıkıyor. Kimsenin mükemmel olmak zorunda olmadığını, sosyal medyada görülen mükemmel profillerin aslında göründüğü gibi olmadığını onlara anlatmamız; hatta zaman zaman onları bu mecralardan uzak tutmamız lazım.

Oğlum henüz bir buçuk yaşında ama ben bile sırf biraz daha az televizyona bakması için onunla oynuyorum. Kaliteli zaman geçirmeye çalışıyorum elimden geldiği kadar. Lütfen sizlerde çocuklarınızla birebir kaliteli zaman geçirin. Onları anlayın gözlerinin içine bakın ve aslında sizden ne istediklerini ne beklediklerini aslında ne olmak istediklerini anlayın. Bir çocuğun; bırakın çocuğu bir insanın canı sıkıldığında sırf vakit geçirmek için sığındığı şey tablet ya da telefon olmamalı. Ben sırf biraz öğrencilerim biraz daha mutlu olsun diye zaman zaman stüdyomu dahi onlara açıyorum. Biraz daha dans etsinler biraz daha mutlu ve kaliteli zaman geçsin diye çabam. Birçok öğrencim ruhunu dansla tedavi etti. Özgüvenini dansla geri kazandı. Bu beni çok mutlu ediyor. Şimdi kalkıp onlara sorsanız size tabiî ki mükemmel olmadıklarını ve olmak zorunda olmadıklarını söylerler biliyorum. Onlar bu işi çözmüş kesim. Bütün insanların ve özellikle gençlerimizin bu düşüncelerden kurtulmalarını istiyorum.

Dansı da bir kenara koyalım. Canımız sıkıldığında neden daha çok oyun oynamak yada internete sığınmak istiyoruz ki ? Eskiden bir arkadaşımızı arayıp onunla buluşur, kahve içer onunla vakit geçirip sıkıntımızı atardık. Şimdi bu durumlar değişti. Maalesef daha az kitap okuyup, daha az insanla sıkıntımızı paylaşıp daha az aktivite yapıyoruz. Bu da farklı ve istenmeyen hastalıkları beraberinde getiriyor.  Bizim asıl amacımız, dansı müziği ve sosyal paylaşımları daha çok arttırmaktan ziyade, naçizane bir yol gösterici rolü üstlenip, genç yaşlı herkese dansı sevdirmek. Az zamanda güzel yollar kat ettik. Bunun sonuçlarını ve geri dönüşlerini almaya devam ediyoruz. Bu gerçekten bizleri çok mutlu ediyor.

Elbette bütün olumsuz durumları değiştirmeye imkan yok. Öyle bir gücün sahibi değiliz, hiçbirimiz. Keşke olabilse… Ama yinede güzel geri dönüşler almak ve insanların heyecanını mutluluğunu dansa başlarken ki heveslerini görmek bile çok güzel.  Herkesin bir gün dans etmesi ve bütün kötü huyların yok olması dileğimle…
Haftaya görüşmek üzere. Dansla kalın…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI