KAFALAR YORGUN - Ata Ivak

31 Ağustos 2019 Cumartesi

Bu sıralar birçok kişinin problemi beyin yorgunluğu. Herkes de bir odaklanma problemi, bir kafa dağınıklığı ve sıcaklardan kaynaklanan halsizlik durumları var. Her ne kadar az su içmekten, çalışma koşulları ve günlük yorgunluklardan kaynaklansa da bu durumun büyük bir kısmı  hareketsizlikten ve sağlıksız beslenmeden de kaynaklanıyor. İtiraf edin; Kendimize yeteri kadar iyi bakmıyoruz. Hep bir telaş hep bir endişe ve hep bir  kaçma kovalama filminin içinde yaşıyoruz nedense. Halbuki hayat yıllardır aynı surette aynı şekilde akıp gidiyor. Zaman yada günlerin süresi değişmiş değil. Değişen tek şey biziz. Kendimizi öyle yanlış programlıyoruz ki; amaç, hedef,  her ne koşulda olursa olsun ona bir an önce ulaşmak istiyoruz. Bu arada sağlık arada kaynayıp gidiyor. Fiziksel sağlığımız kadar ruhsal sağlığımızı da bu duruma dahil ediyorum. Az evvel hareketsizlikten bahsettim.  Hepimiz kafamızı tabletlere telefonlara gömdüğümüz için hareket ettiğimiz zamanları da sınırlıyoruz. Halbuki her iki işi de olması gerektiği kadar yapıp ,hareketimizde gün içinde en güzel şekilde tamamlayabiliriz. 

Bir de çok fazla bahaneler arkasına gömülüyoruz fark ettiyseniz.. Konu açılınca herkes bir meşgul, herkes bir panik, kimsenin hiç bir şeye vakti yok. Herkes iş adamı misali telefonlarda, masa başlarında iş hallediyor maşallah.! Ama gerçekten bunun böyle yapılması gerekmediğini hepimiz biliyoruz. Masa başında oturuyorsak hiç mi bir yere giderken yürümeyi seçemiyoruz.  Yada hiç mi gideceğimiz yerden uzak bir yere arabayı park edip, yada otobüsten duraktan evvel inip  kısa yürüyüş fırsatları yaratamıyoruz.  Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Sorun bizim davranışlarımız görüyorsunuz işte.  Bunların hepsini yapabilecek güce sahibiz. Hep kolaya kaçma hep bir mazeret hep bir savunma halindeyiz. Bunları yenebiliriz, aşabiliriz halbuki. Hiçbir şeyden kısmaya ihtiyacımız yok. Sadece biraz artık oturduğumuz koltuklardan kalkmaya ihtiyacımız var. Ben bunun artık bir tık ötesine geçmemiz gerektiğin mutlaka sosyal bir aktiviteye dahil olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bugün her ne kadar okuduğunuz okul, yaptığınız iş  sizin kartvizitinizi oluşturuyorsa, seçtiğiniz hobi, kendi sağlığınız için yaptığınız sosyal aktivitede sizin kartvizitinizin bir küçük de olsa bir parçasını oluşturuyor. Karakteriniz kim olduğunuz, ruhsal  sağlığınız kadar önemli bu ilk saydığım maddeler. Bunları aslında hepimiz biliyoruz. Ancak iş yapmaya gelince hep bir adım geri durmayı seçiyoruz. Artık hareket zamanı, dans zamanı. Bunu sosyal sorumluluk projesi misali insanların kafasına kazıkmak gerekiyor. Hadi gelin el ele verelim. Hep beraber dans edelim.  Kafamızdaki yorgunlukları giderelim. 

Bu hafta 30 Ağustos Zafer bayramı haftası. Büyük Önder Atatürk liderliğinde kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi bundan 4 gün önce 1922 yılında başlamış ve büyük Türk ordusunun 30 Ağustos günü zaferiyle sonuçlanmıştır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, şanlı tarihimizin bütün kahramanlarına ve aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Bu kutlu günü en güzel şekilde andığımız gibi bu haftayı da hakkını verir bir coşkuyla geçireceğimizden şüpheniz olmasın. Her fırsatta marşlarımız söylenecek, bayraklarımız dalgalanacak ve etkinliklerimizin hepsinde bu muhteşem zaferi tekrar tekrar kutlayacağız. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI