KARANLIKLAR AYDINLIĞA NASIL ÇIKAR? - Ata Ivak

28 Eylül 2019 Cumartesi

İnsanoğlu çiğ süt emmiş derler ya hani. Doğrudur.  Severek yaptığı şeyleri sorgular sanki onu hiç sevmiyormuş, anlamıyormuş gibi. Ona ihanet edercesine… Derslerin sonrasında ‘ hadi arkadaşlar bir tartışma konusu açalım. Herkes fikrini söylesin. Fikirlerimizi konuşturalım ‘diyorum dans derslerinden bize kalan zamanlarda... Geçen hafta öğrencilerden biri: “Hocam ne yapıyoruz biz? Bu sanat ne için var?  Neden var ?” diye bir cümle kurdu şakayla karışık, damdan düşer gibi… Hadi dedim bunu konuşalım o zaman.

“Neden var sanat? Neden su gibi, hava gibi ihtiyaç duyuyoruz ona? Ve en önemli soru tabi ki neden buradasınız ?” dedim. Herkesin yüzünde bir gülümseme belirdi istemsiz. Aslında herkes ucundan kıyısından bu sorunun cevabına dair cümleler kurmak istiyor biliyorum. Önemli olan burada düşündüğünüzü doğru ifade edebilmek dedim. Başladık konuşmaya. Herkes kendi fikrini söyledi, konu konuyu açtı. Ufak tartışmalar oldu her zamanki gibi. Sonuca gelindiğinde söz yine bana geldi. En sona gelindiğinde herkes pür dikkat benim düşüncemi merak eder ve bekler. Bu hiç değişmez. Bu biz böyle dedik ama saygı duyduğumuz, bize dansı öğreten insan bakalım karşı mı çıkacak destekleyecek mi merakıdır.

Ve başladım konuşmaya: Benim düşüncelerimi sorarsanız ve konuyu toparlamam gerekirse; “Sanat aslında sanat içindir. Sanatçının yaratma arzusu, değişim ihtiyacı içindir. Toplum son derece keskin hatlarıyla hayatın içinde ilerlerken;  değişme, yenileşme, farklılaşma arzusu duyar sanatçı ister istemez. Değişme isteği olan toplumların sanata ihtiyacı vardır. Çağdaş, aydınlık toplumlar,  sanatı kendilerine rehber olarak belirlerler. Bu kadar genelleme yapmadan bireysel olarak anlatırsam eğer sanırım beni daha iyi anlayacaksınız.” dedim. Neden buraya geldiğiniz den başlayalım:  “Siz kendinize bu soruyu sordunuz mu ? Neden buradayım?” diye.

Ruhunuzun değişime, yenileşmeye, farklı şeyler öğrenmeye ihtiyacı var çünkü. En başta sıralayacağımız birinci neden bu.  İkincisi ise, ihtiyaç duyulan sanat ortaya çıktıkça, insanlar dans ettikçe, müzisyenler yeni besteler yaptıkça, ressamlar farklı ışıklardan ilham aldıkça toplumdaki ahlaki değerlerde yükselir.  Çünkü sanat devamlı olarak düşünmeyi, yaratmayı, üretmeyi sağlar, bu düşünce yapısına sahip bireylerin düşüncelerinde yozlaşma ya da ahlaksal erozyon gibi durumlar görülemez. Bunları bırakın olumsuzluk denen şey bile yer almaz düşüncesinde. Sanatı hayatına alan insan devamlı surette ileriyi ve ilerlemeyi düşünür. Pozitiftir. ‘Nasıl daha farklı yaratabilirim?’ der içten içe… Haz aldıkça, başardıkça ileriye gider. Bu da toplumsal refah düzeyini yükseltir. Burada sayamayacağım daha birçok faydası vardır sanatın. ‘Şu an sizinle burada bunları tartışmamız konuşmamız bile çok önemli diye düşünüyorum.’ dedim. Böylece bu haftaki tartışma konumuzu da tamamlamış olduk.  Tabi ki sadece burada kalan tartışmamızla bitirilecek kadar küçük bir konu değildi bu bana göre. O yüzden sizlerle paylaşıp, köşeme taşımak istedim. 

Her şey bir yana, Adana’mızdaki sergiler, dans etkinlikleri, fotoğrafçılık ve enstrümanlarla ilgili etkinlikler, festivaller şehrimizin bugün ne kadar gelişmiş ve modern olduğunun bir göstergesidir. Bunu her zaman korumalı ve farklı fikirlerle desteklemeli, yenilemeliyiz. Siz kendinizi yenilemezseniz, toplum kendini yenilemezse nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? Bir düşünün. Her gün değişiyoruz, gelişiyoruz, farklılaşıyoruz.  Sanat bizim en büyük umudumuz ve tutunduğumuz can simidimiz. Bu cümleyi tüm öğrencilerim benden sıkça duyuyor. Zaman geçtikçe duymaya da devam edecekler. 
Sanatla kalın. Dansla kalın. Haftaya görüşmek üzere… 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI