PSİKOLOJİK KALABALIK ! - Ata Ivak

3 Ağustos 2019 Cumartesi

Bu aylar hareketli aylar. İzmir de elektronik festivali, İstanbulda rock festivali, Antalyada yaz festivali derken tatilcilerin tatil programlarına ekleyecekleri harika günlerde böylece oluşuyor. Plansız ya da kararsız kesimi kararsızlıktan kurtaran programlar bunlar. Herkes buna göre iyi kötü tatil programını şekillendiriyor.  Bir de baskı altında plan yapanlar var. Mecburen işlerine göre ailesine göre programını şekillendirmek zorunda olan, hemen hemen her aktiviteye dahil olamayıp bunu kendine sorun yapanlar… Aslında sorun yapacak bir durum yok . Herkes kendi sınırları içinde gayet eğlenceli bir yaz geçirebilir. Buna göre kafanızdakileri yoluna koymanız gerekiyor.  Bu gayet açık bir durum.

Bu sezonda şehre gelen sanatçılar, gruplar şehrin havasını değiştiriyor adeta.. Herkesi ayağa kaldıran herkese ‘hadi’ deyip enerji veren bir çember içine alıyorlar sanki. Genç yaşlı tüm kesim konser alanlarında hep bir ağızdan müziğe eşlik edip festival ortamlarının tadını çıkarıyor. Aslında o kadar kararsız kalıyoruz ki, bazen sürü psikolojisi bizi etkiliyor anlıyorum. Kendi kararımızı vermeden ‘e hadi bir katılalım’ dediğimiz alanlarda rahatı huzuru bulabiliyoruz ama bunlar çoğu zaman deneme yanılma yöntemiyle oluyor. Nedense hep bir kafamız karışık. Konu tatil olunca bile tam olarak neyi en fazla yapmak istediğimiz konusunda çelişkide kalıyoruz. Aslında en fazla mutlu olmak isteyen en fazla stres atmak isteyenler bunu yaşıyor. Belki de tek bir hakları var ve bu fırsatı nasıl harika bir şekilde değerlendiririz düşüncesi kafalarında gelip gidiyor.  Kararsızlık hep var bir yerlerde.

İster istemez bir yerlere giderken bile oranın ne kadar kalabalık olup olmadığına bakıyoruz farkındasınızdır.  Gidilen yerin bazen kalitesi, konumu hatta sunumu bile ikinci üçüncü planda kalabiliyor. Hep bir kalabalıksa iyidir güzeldir tamamdır mesajı oluşmuş beynimizde. Otomatiğe bağlamış gibiyiz. Bu aslında böyle olmamalı diyoruz hepimiz, ama bunu diyenler bile ister istemez böyle davranabiliyor. O yüzden dostlarım olsun öğrencilerim olsun çevremdeki herkese gidip görüp bizzat keşfetmelerini söylüyorum. Herhangi bir kritere tabi olmadan gidebildiğiniz kadar gitmelisiniz aslında. Bu kalabalık psikolojisinden sürü psikolojisinden insanların kendini sıyırması gerekiyor.

Dansa başlarken ya da başka bir aktiviteye başlarken, moda olduğu için ya da herkesin çok fazla yaptığı bir şey olduğu için değil, kendiniz istediğiniz için başlamalısınız. İnsanların bu noktada öz benliğine dönmesi ve ona göre kararlar alması gerekiyor. Bu aslında sırf eğlence, tatil ya da aktivitede değil hayatın her anında doğru olan bir karar mekanizması. Onun size göre olduğuna karar verin, gerçekten isteyin, deneyin, sevin ve yapın yada gidin.!  Zaten gerçekten istedikten sonra değil beş yüz bin kişi bir kişi bile o aktiviteyi seçmiş olsa yine de tercih edersiniz. Bu tamamen sizin düşüncenize, zevkinize, tarzınıza, kısacası ne istediğinize bağlı olan bir durum. Çok daha küçük yaşlarda yaşanılabilen bu ‘bende ondan istiyorum.!’ Sözü artık bizler için geçerli değil. Bizler ve siz değerli okuyucularım o küçücük yaşları çoktan geçtik. Artık sağlıklı seçimler yapma zamanıdır.

Dansla kalın. Sevgiyle kalın. Haftaya görüşmek üzere…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI