‘’ AİLE SAADETİ ‘’ - Av. Gökalp Kayacan

16 Mayıs 2019 Perşembe

Kıymetli okurlarım, bu hafta sizlere aile mefhumundan bahsetmek istemekteyim, aile kutsiyeti konusunda siz takipçilerimi bilinçlendirme misyonu ile kaleme alacağım makalemin, farkındalık yaratmasını temenni etmekteyim. Nitekim her şeyin başlangıç noktası ve Türk Töresi’ nde de bahsedildiği üzere, toplumun temel yapı taşı ‘’aile’’dir. Hazreti Peygamberimizin mübarek evi ‘’Hane-i Saadet’’ ten günümüze; huzurun, mutluluğun, sevincin ve neşenin merkezi aile olmuştur.

Er ile Hatun kişinin ‘’dini ve resmi nikah’’ ile izdivaç etmesi neticesinde sağlanan aile birlikteliği; helalin harama galip geldiği, nefsani ve şeytani tuzakların tarumar olduğu, hayrın şerri zelil ettiği sürecin ilk ve en mühim merhalesidir. Böylelikle Rabbin buyruğu ve Resulün kavli yerine getirilir ve dahi Allah-ü Teala’nın rızasına, mağfiretine ve merhametine mazhar olunur.

Eşler arasındaki karşılıklı sevgi, saygı, sadakat, sabır, sebat ve şefkat hisleri aile maneviyatını tahkim eder. Dinine ve diyanetine bağlı, İslami farizalarının farkında, milliyetine mensubiyeti doruklarda olan çiftler, mazbut ailelerin yegane mimarlarıdır.

Evlilik birliği esnasında, bilhassa erkekler azami düzeyde hassasiyet göstermek mecburiyetindedir, zira hanımların yaratılışları gereği hormonal yapıları ve metabolizmaları farklıdır, dolayısıyla asabiyet katsayıları dönemsel değişiklikler göstermektedir, işte böyle vakitlerde erkeklerin mesuliyetleri daha da artmaktadır. Kamil ve münevver bir erkek, her daim ‘’sabrıma sükutu giydirdim,tevekküldeyim’’ diyebilmelidir ve hanımının duygusal medcezirlerine tahammül etmelidir. Filhakika hanımlar hassaten hamilelikleri esnasında, fevkalade naif ve narin olmaktadırlar ve bu çok tabii bir keyfiyettir, çünkü hamilelik hanımların haleti ruhiyesine giran gelen girift bir vaziyettir. Tabiatıyla erkek iradi olarak, hanımının moral ve motivasyonunu yükseltmek için gayret göstermelidir, nitekim eşlerin birbirinin gönlünü hoş tutması ve şad etmesi, mübarek dinimizin bir vecibesidir.

Ayeti Kerime’ de de izah olunduğu üzere, ‘’erkekler, kadınlar üzerine kavvamdır’’, dolayısıyla ailenin yöneticisi ve reisi olan, himayesini sağlayan erkektir. Bu ayet-i celile ile erkeklere imtiyaz değil yük getirilmektedir çünkü erkek maaile herkesten mesuldür ve Mahkeme-i Kübra’da, huzuru mahşere alındığı vakit nasıl bir ‘’kavvam’’ olduğunun hesabını Mevla’ya vermek mecburiyetinde kalacaktır.

Eşlerin güleç ve gülümser olması, sıcakkanlı ve samimi davranması, yufka yürekli ve yumuşak huylu şekilde hareket etmesi muhabbet bağlarını kuvvetlendirir. Eşler birbirine zinhar kin tutmamalıdır, ‘’incinsen de incitme’’ kelamına atfen, incinen taraf intikam hırsı ile hareket etmemeli ve affedici olmalıdır.

Eşler, ebeveyn olduklarında ise artık rol modeli haline gelir, nihayetinde evlatlar ile aile büyür ve genişler, mükellefiyetler artar, yeni bireyler yetiştirme ve topluma kazandırma gailesi başlar. Eşler bu lahzadan itibaren istim üzerinde olmalıdır, çünkü her hal ve hareketleri, tavır ve davranışları, eylem ve söylemleri menfi veya müspet bir iz bırakmaktadır. Gıpta edilen bir aileye ve vatanına meftun zürriyete sahip olmak pekala mümkündür;

Yüce dinimizin ilk emri ‘’ikra(oku)’’dır, o sebeple ebeveynler daima kari olmalıdır ki evlatlar kıraat/okuma alışkanlığı kazansın. Aile konutunda; günlük gazeteler, haftalık/aylık dergiler, eğitici ve öğretici romanlar ve mevkuteler muhakkak bulunmalıdır ki, bu sayede bütün aile ilim ve irfan ile iştigal olsun ve fikri tekamül sağlasın. Binaenaleyh ‘’ilim müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almalıdır‘’ hadisinden hareketle maaile ilmin izi takip edilmelidir.

Ebeveynler teknolojik cihazlar ile haddinden fazla meşgul olmamalıdır, çünkü televizyon, telefon, bilgisayar, ipad vs. aletler ile vakit israfına sebep olan ebeveynler, alt soylarına doğru bir talim ve  terbiye veremezler. Çünkü evlat berrak bir dimağı olan, her gördüğünü ve duyduğunu kodlayan, masum bir eşrefi mahlukattır, bundan haseple her anne ve baba idol olduğunun idrakı ile hareket etmelidir. Yine ebeveynler, evlatlarının birer birey olduğunu kavramalıdır ve onların görüş ve düşüncelerine kıymet göstermelidir, küçük yaşlardan itibaren kanaatleri alınan ve ailenin bir ferdi olduğu bilinci ile yetiştirilen evlatlar, yüksek özgüven sahibi şahıslar haline gelirler ve sosyal hayatlarında imrenilen kişiler olurlar.

Toplumsal ve sosyal bir varlık olan insanın ve tabiatıyla ailenin; kendine özgü muhiti, ahbap, dost ve arkadaşları bulunmalıdır, mütemadiyen sosyo-kültürel aktiviteleri, rafine zevkleri ve hobileri olmalıdır, aile ve evlatları insancıl şekilde yaşamalı ve içtimai hayata intibak sağlamalıdır.  

Bahsi geçen hassasiyetlere riayet edilen ailelerde, anne, baba ve evlatlar mesut/bahtiyar bir hayat yaşarlar, zihnen ve kalben huzura erişirler ve mütemadiyen muvaffak olurlar.

Velhasılı kelam; ‘’Yastık değil, kafa rahat olacak. Yatak değil, vicdan rahat olacak. Ve insan; yorgana değil, huzura sarılarak uyuyacak’’ azizim.

Ezcümle hayatımı cennet bahçesine dönüştüren, emsalsiz bir aile saadeti yaşamamı sağlayan ve bu makalemi ithaf ettiğim Hanımım Bahar KAYACAN’ a sevgilerimi sunarım, ömrün ömrüme nasip olsun ilk göz ağrım.


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.