‘’BİR ÜLKÜCÜ’NÜN BİYOGRAFİSİ’’ - Av. Gökalp Kayacan

23 Mayıs 2019 Perşembe

     Nevi şahsına münhasır bir hüviyeti haiz olan bu abdi acizi konu alan, mevcut makale; siyasi, beşeri, maşeri ve vicdani hususları ihtiva etmektedir.  Gökalp KAYACAN; 1987 senesinin 6 Ekim günü Adana ilinin, Seyhan ilçesinde tevellüt etmiş bir ‘Rahman Bendesi’ dir. KAYACAN’ ın; hanım annesi, Adana ilinin Yumurtalık ilçesinde iskan olunan Aydın Yörükleri aşiretinden Nevriye Hatun’ dur ve muhterem babası Diyarbakırlı Zaza Türkleri’ nden Beşir Bey’dir, Esma Hanım isimli bir de hemşiresi bulunan Gökalp KAYACAN, mazbut ve mütevazı bir Türk ailesine mensuptur ve bu hususla iftihar etmektedir. 2018 yılında Kosova kökenli Bosna Türkleri’ nden Bahar Hanım ile desti izdivaç etmiş olan Gökalp KAYACAN, takribi üç ay evvel babalık hissiyatını yaşayarak bebeği Bilgehan ile muştulanmıştır. KAYACAN, ‘Türklük gurur ve şuurunu, İslam ahlak ve faziletini’ yaşam biçimi haline getirmek temennisindedir.

     İlk ve orta öğrenimi esnasında vasat bir talebe olan KAYACAN’ ın yaşam çizgisi, 2007 yılının Ocak ayında okuduğu ‘MESNEVİ ve MARİFETNAME’ isimli eserler ile birlikte değişmeye başlamıştır. O vakit itibarıyla hedefini tespit eden KAYACAN, yolunu çizerken kalemini başkasının tutmasına asla ve kat’a müsaade etmemiştir. Disiplinli bir metodoloji takip eden KAYACAN, sadece 6 aylık bir zaman zarfında vücuda getirdiği çalışma performansı neticesinde, ‘Hukuk Fakültesi’ öğrencisi olmaya hak kazanmıştır. Nitekim: ’Nasibuke Yusibuke Velev Künte Fi Tahtel Cebel’, Türkçe tercümesi ile ‘dağın altında olsan da, senin nasibin sana isabet eder’ ilahi ilkesinin idrakinde olan KAYACAN; Cenabı Allah’ ın kutsiyetine ram olmuş, mukadderat/takdiri ilahi mefhumuna iman etmiş, ‘kaderinde ne varsa, karşına o çıkar’ lafzını amentü haline getirmiş bir eşrefi mahlukattır. KAYACAN; ‘gerek ağlat gerek güldür, gerek yaşat gerek öldür, garip Gökalp sana kuldur, kahrın da hoş lütfun da hoş’ dizelerinde mana bulduğu üzere, Rabbine tamamıyla teslim olmuş bir fukaradır ve rıza yolunda biraz cefa gördü diye Mevlasına naz edecek kadar aciz değildir. Ayriyeten KAYACAN’ın kemalatında ‘Piri Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin uhrevi umdeleri asli amil teşkil etmektedir.

     ‘Hukuk İlmi’ tahsil ettiği dönemde, siyaseten çetin mücadeleler vermiş olan KAYACAN, müşkül keyfiyetler ile tesadüf etmesine rağmen, ‘yiğit düştüğü yerden kalkar’ düsturu doğrultusunda hareket etmiştir. ‘’pkk-fetö şer cephesi ittifakı’’ öncülüğünde gerçekleştirilen ‘çözülme/bölünme süreci’ esnasında, Ülkücü olması münasebetiyle, nezarethane havası teneffüs etmek mecburiyetinde kalan Gökalp KAYACAN; ‘keser döner sap döner, gün gelir hesap döner’ ifadesinden ilham alarak, ‘şükret, hamdet, sabret’ parolasıyla motivasyonunu artırmıştır. Neticeten fiili ve fikri mücadelesi sebebiyle, sene kaybı yaşamış olsa da, diplomasını almıştır ve 2014 yılından itibaren Avukatlık mesleğini icra etmeye başlamıştır.

     Gökalp KAYACAN; liderin çilehaneden geçmek zorunda olduğunu, kahramanın girdiği ateşten yanmadan çıkması gerektiğini ve ölüm kavramını öldürmeden önder olunamayacağını en iyi bilenlerdendir. Bütün cenderelerden bir başına geçerek, ‘Asil Kurt Yalnızlığı’ nın ne demek olduğunu öğrenen KAYACAN, çifte su verilmiş çelik haline gelebilmek için, çok çekiç darbesi almanın lüzumlu olduğunun bilincindedir.

     Gökalp KAYACAN; hakeza ‘dost görünümlü düşman’ olarak tasvir ettiği; kişiliksiz, haysiyetsiz ve eyyamcı şahısların, haset teşkil eden köstekleri ile de karşılaşmasına rağmen, azimli şekilde mücadelesini devam ettirmiştir. Çünkü KAYACAN: ‘Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın, gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın’ veciz kelamından feyz alan ve kendisini bu minvalde moralize eden bir bireydir. Gökalp KAYACAN, bu tarz münafıkların; ‘kamil adama cahil, veli adama deli’ diyecek kadar karaktersiz olduğunu bilmektedir. Nitekim Şeyh Edebali, damadı Osman Gazi’ye: ‘Haklı olduğun davadan korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, adamın iyisine deli derler’ nasihatinde bulunmuştur ve bu kıssa KAYACAN’ ın kılavuzu olmuştur.  

     Gökalp KAYACAN; ‘dünü unutma ki yarına hakkın olsun’ şuuru ile mücadelesini sürdürmektedir ve mazi ile ati arasında köprü kurmaktadır. Ahir hayatta sahip olduğu; beybabası, hatun annesi, kıymetli kardeşi, bir tanecik yari/eşi ve cennet kokulu kerimesi KAYACAN’ ın ‘candan öte cananlarıdır.’ Bunların haricinde; Adana’ nın civanmert evladı Sayın Menderes GÜLTER ve yiğit oğlu Cavit GÜLTER’ in, Sayın Tanır Emre ÜZELGEÇİCİ’ nin, KAYACAN üzerinde hatırı sayılır şekilde emeği bulunmaktadır.

     Gökalp KAYACAN; ‘zerre de olsa, zirve de olsa’, ismi zikrolunan şahıslara minnettardır ve bir ömür boyunca kendileri ile yol yürüyecektir. KAYACAN; kötü günde el olanın, iyi günde uzattığı eli TUTMAYACAKTIR ve ‘yediği aşı da, atacağı taşı da’ hiçbir zaman UNUTMAYACAKTIR ve hatta son nefesine değin ‘kininin, dininin ve kavminin davacısı’ OLACAKTIR.

Teşkilatçılık, Türk Budun için en faik hilkat/haslet olmakla, cümle alem bilmelidir ki; “iki TÜRK bir araya gelirse DEVLET kurar.”

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI