“DOSTUM” - Av. Gökalp Kayacan

12 Haziran 2019 Çarşamba

     
Aziz ve muhterem okurlarım; maalesef ki çağımızda hakiki dostluklara nadiren tesadüf edilmektedir ve sahici sırdaşlara haiz olmak imtiyazını ender kişiler elde etmektedir, netekim/nitekim bu ehem hususu üstat; “insan bir bulmaca çözemeden öleceğim, insan bulsam inan ki alnından öpeceğim” veciz kelamı ile izhar etmiştir. 
Halbuki beşeriyet arasında en kuvvetli bağ ve rabıtalardan bir tanesi dostluktur, hatta ve hatta dostluk bağı kan bağından daha evla vaziyettedir, dolayısıyla can bağının olmadığı yerde kan bağı hiçbir mana ifade etmemektedir. Kişinin kardeşi/karındaşı dahi kendisine dost olmayabilir ve fakat kişinin dostu her daim onun kardeşidir. 
Maiyetinde esah dostları olan şahıslar fevkalade şanslıdır, zira iyi dostu olan zevat aynaya hacet duymaz. Eylem ve söylemlerini muhakeme eden, müspet veya menfi telkin ve tenkitlerde bulunan, kusur ve kabahatlerini lisanı münasip ile izah eden, optimist dostların mevcudiyeti, her kişiye güç/kuvvet verir. 
Dostluk bağlarının dayanıklılığı ve sağlamlığı çetin şartlarda sadır olur, çünkü iyi günde herkes dost gibi görünür iş bu olmakla birlikte mert ve yiğit dostlar, kara günde kendini gösterir. Şayet bir kimsenin “göze sezdirmeden gözyaşı silen” kalender, kadirşinas ve alicenap dostları mevcut ise bu kimse iltimaslı demektir, haliyle bu nevi yüce hilkatli kimseler ile gönül birliği ve teşriki mesai yapanların sırtı zinhar yere gelmeyecektir ve böylelerinin gözüne yaş ve ayağına taş değmeyecektir. Lakin kişi, kötü gününde el olduğu halde, iyi gününde elinden tutmak isteyen kimselere itibar etmemelidir ve bilmelidir ki, böyle zatlar asla dost değildir, bilakis dost taklidi yapan müthiş menfaatperestlerdir ve unutulmamalıdır ki “çıkar çevresinde dost edinen, çile yolunda yapayalnız kalmaya mahkum ve mecburdur.”
Dostların muhafazakar, mukaddesatçı ve mümin/mümine mahiyette olması ziyadesiyle mühimdir, zira Ayeti Kerime’de; “kişi dostlunun dini üzeredir” demek suretiyle bu konuya temas edilmiştir, bundan haseple dostların dindar olanı bilhassa tercih edilmelidir, çünkü böyle kimseler daha makbul ve muteberdir. Dostluklar ömrü aşan nitelikte olmalıdır, ilanihaye devam etmelidir, takdir edersiniz ki insan insana her zaman lazımdır, “deniz derindir durulmaz, dostluk ebedidir unutulmaz” kelamında mana bulduğu üzere ezeli dostlukların sağlanması zamana meydan okuyan bağlar oluşturur.
“Hayatta her şey insanlar içindir”, yarınların ise neler getireceği meçhul ve muammadır. Gün olur eza, cefa, kaza, bela ve musibet insanın üzerine kabus misali çöker, insan afakan ve karabasanların esiri haline gelir, insanın başından karabulutlar eksik olmaz, işte böyle vakitlerde insan, dostlarından yardım eli bekler, tam da o esnada halis, halim ve selim dostlar devreye girer ve kişinin imdadına yetişir, nedenine gelince “dostlar yıldızlara benzerler, zifiri karanlıkları onlar aydınlatırlar”, dolayısıyla mihnet ve bunguniyetleri selamete dönüştürürler. 
Dostlar ile irtibat ve iletişim inkıtaya uğramaksızın mütemadiyen devam etmelidir, dostlara karşı gösterilen ihmalkarlıklar ilişkilerin inkıraz bulmasına dahi sebebiyet verebilir, tedbirine gelince; dostlar diyaloglarını her şart altında sürdürmelidir, nitekim teşbihte hata olmaması kaydıyla, dostluğu uçsuz bucaksız bir yol olarak tarif etmek gerekir ise bu yolun üzerinde yürünmemesi, yolu dikenlerin ve çalıların kaplamasına neden olacaktır.
“Dostluk meyve veren ağaç gibidir” ve bu ağaç her dem taşlanır. Fesat, fetbaz ve eyyamcı kimseler has dostluklara hasımdır ve bu dostlukların hitam bulması için fitne çıkarmak hususunda son derece mahirdir. Böyle melanet kimselerin emellerine ulaşmaması için dostların sak olması icap eder, dostlar bu tarz şeytani kişilerin tuzak ve kumpaslarına düşmemek için saflarını sıkı tutmalıdır.
Bu lahzaya değin bahsedilen dostlukların birde fevkaladesi vardır ki buna zamane insanları arasında tesadüf etmek müstesna mahiyettedir. Fevkalade dost; dostunu düşürmemek için, bizzat düşmeyi göze alan kişidir ki, bu kadar fedakarane kimse ile yol yürümek her faniye nasip olmaz. Dostu için kendini heba ve heder eden ve hatta ölüme dahi giden kimseler candan ötedir. Cenabı Kibriya, bütün Ümmeti Muhammed’e ve Kavmi Oğuz’a böyle dostlar niyaz/ihsan etsin. Mevcut makalemi can kardeşim, yol arkadaşım Av. Cavit GÜLTER’ e ithafen kaleme almış bulunmaktayım, zira kendisi ADAM’ dır.
“Gündüz vakti elinde fener ile sokaklarda ne yaptığını soran kişilere, ADAM arıyorum” diye mukabelede bulunan feylesof ne denli haklıymış meğer!

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.