Bizim Olmayan Hayatlar - FIRAT UZER

21 Kasım 2020 Cumartesi

Yaşamaya geldiğimiz dünyamızda hayatlarımızın ne kadarı bize ait. Ne kadarı bizim kontrolümüzde. Aslında özgür olduğumuzu düşünüp, özgürlüklere sahip olmadığımızın ne kadar farkındayız. Özellikle dünyamızda aile bağları yoğun olan toplumlarda, yaşamlar genellikle beraberce oluyor. Çekirdek aile kavramları bozulup geniş aile kavramlarının görülme sıklıkları artarak devam ediyor.

Peki, özellikle ülkemizde geniş aile kavramları bizleri ne kadar etkiliyor. Özellikle evlenme arifesinde olan ve sonrasında daha kalabalık aile modellerine ulaşan çiftler, acaba bu durumdan hoşnutlar mı?
Bazen bazı insanların bir hayal dünyasında dolaştıklarını görüyorum. Bu bazı insanlar da bir süre sonra da hayallerinin gerçekleşmediğini gördüklerinde büyük hayal kırıklıklarına uğruyorlar.
Öncelikle bizim kültürümüzde birlikte yaşayan insanların en fazla karşılaştıkları sorun çevresel müdahaleler oluyor. Ve en kötüsü de bu karışmaların anneler ve babalar tarafından gerçekleştirilmesi.
Aslında iyi niyetlerle düşünülmüş bu yaklaşımlar, özellikle yeni evli çiftlerde ve büyüyen çocuklarımızda olumsuzluklara neden olabiliyor.

Aslında evlenenlerin iki kişi olmadığıyla karşılaşıyoruz bir süre sonra. Sonrası iyi niyetle yola çıkılmış beraberliklerin fazlasıyla yıprandığını görüyoruz. Kendi hayatlarını yaşayamayan çiftlerin bir süre sonra da tükenmişliklerle karşılaştıklarını görüyoruz. Sonuçsa artan boşanmalar.
Sonrası sahte hayatlardan oluşan bir dünya da buluyoruz kendimizi. Ve bu sahtelikler bir süre sonra da derin travmalar yaratıyor.
Neden her şeyi bildiğini düşünen ebeveynler oluştu. Asıl bu sorunun cevabını bulmak gerekiyor. Sevdiğimizi düşündüğümüz yakınlarımızı bu hallere düşürmek ne kadar doğru. Ayrıca bu bir sevgi mi yoksa kişisel egolarımızın sergilenmesi mi?
Peki, madem evlilikler geniş aile kavramına dönüşmeye başlıyor. Bu sefer özgür olmadığımız düşüncesiyle karşı karşıya kaldığımızı fark edebiliyor muyuz?
Bence ilk önce bireylerin bir dünyasının olduğunu düşünmeyle başlamalıyız. Bizler çocuklarımızı birer fert olarak büyütmeye başlamalıyız. Kendi başına düşünebilen ve gerektiğinde fikir desteklerini alabilen bireyler oluşturduğumuzda herkesin mutlu olduğunu görmeye başlayacağız.
Aksi takdirde evlilikler sonucunda mutsuz insanlar ve mutsuz çocuklar görmeye başlayacağız.
Ve diğer ebeveynleri eleştirirken kendi çocuklarımıza da aynı şekilde hareketlerde bulunacağımız gerçeğiyle yıllar sonra karşılaşacağız.
Unutmayalım ki bugün travmalara maruz kalmış insanların aynı davranışları sergilediğini görüyoruz.
Artık bizim olmayan hayatlar değil her şeyiyle bize ait hayatlar kurmamız gerekmektedir. Bu daha sağlam karakterler yetişmesini sağlayacak ve ilişkilerimizin de doğal hale gelmesini sağlayacaktır.
Çekirdek ailenin ve geniş ailenin güçlü olduğu toplumlar hem daha köklü yol almaya devam edecekler hem de gerçek mutluluğu yakalayacaklardır.
Her şey güzel ve bizim olan hayatlar için…






Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI