Dönüşüm Sırası Sen de - FIRAT UZER

14 Mayıs 2020 Perşembe

Belki de son zamanların en moda kelimelerinden biri olduğunu düşünüyorum dönüşümün. Öncelikle sözlük anlamına baktığımızda anlam zenginliklerinin gerçekten bolca olduğu bir kelime ile karşılaşıyoruz. Ama öncelikle ben bu kelimenin dokunuş etkisinin gücü ile ilgili paylaşımlarda bulunmak istiyorum.

Tüm insanlık tarihine baktığımızda aslında insanoğlu üzerindeki değişimin nasıl bir dönüşümü gerçekleştirdiğini gerçekten fazlasıyla merak ediyorum. Çünkü eğer dönüşme kararı aldıysak öncelikle neye dönüşeceğimizle ilgili gerçekten bilgilere sahip olmamız gerekiyor. Peki, bu dönüşümde bizlerin rolü ne olacak. Tek başına dönüşebilmeyi ne kadar başarabiliriz. Bu yoldaki hedeflerimiz ne olmalı.

İnsanların psikolojik davranış modellerine baktığımızda aslında dönüşüme çok açık olmadığımızla karşılaşıyoruz. Hayatımız boyu öğrenmiş olduğumuz öğrenilmiş gerçeklik kavramları ve alışkanlıklara baktığımızda kolay denen dönüşüm olgusunun zorluklarıyla karşılaşmaya başlıyoruz. Bugün belki de hayatlarımızda hangi noktada olduğumuz süreçlerin kendimizce tespitinde fazlasıyla zorlanıyoruz. Bu zorlanmalarda aslında hangi noktada olduğumuz konusunda bize doğru bilgiler veremeyince biz zaten dönüşümün ne olduğunu kaçırmış oluyoruz.
Gerçekten giden bir trenin arkasından bakmak gibi…

Acaba siz hiç kaçırılmış bir trenin arkasından baktınız mı? Ya da kaçırılan fırsatların arkasından, ne gibi düşüncelere girdiniz, o an neler düşündünüz. Hangi duygularınız ağır bastı.
O duyguların etkisinde ne kadar kaldınız ve duyguların hayatınızı etkileme süresi ne kadardı.  Bunları ölçmekle başlamak gerekiyor. Eğer insan olarak birçok değişimin olduğu bu dünyaya adapte olmayı düşünüyorsak bence gerçekleri şeffaf bir şekilde ortaya sermemiz gerekiyor. Düşündüğümüzde öyle bir beyin fonksiyonlarına sahibiz ki zaten bu dönüşüm sürecinde bedenlerimiz, hızlı şekilde yaşamın her noktasında binlerce yıldır bu adaptasyonları sağlamış bulunuyor. Madem fiziki değişimleri sağlamışız bulunuyoruz. Artık dönüşüm sırası psikolojik davranış kuramlarında olmalıdır.

Bahsettiğim gibi hangimiz kendimizi bir analiz aracı olarak ortaya koyuyoruz. Hepinizin şimdi düşünmesini ve kendinizle ilgili tertemiz bir kâğıda kendinizi anlatmanızı istiyorum. Denediğinizde o sayfalarca yazı yazan insanın yarım sayfayı bile dolduramadığını göreceğiz. İşte asıl meselede tam burada başlıyor. Madem yarım sayfadan oluşan bir bizle karşılaştık o zaman neyi dönüştüreceğiz. Hepimiz için başkalarını yazmak kolay, başkalarıyla ilgili yorumlar yapabilmek sınırsız ölçülerdeyken, kendimize geldiğinde o tıkanmışlığı hissetmeye başlıyoruz.
O zaman nasıl dönüşmeyi planlıyoruz. O zaman dönüşüm için anahtarlarla başlıyoruz. Birinci anahtarımız kim olduğumuz. İkinci anahtarımız dönüşmeye ihtiyacımız olup olmadığı ve son anahtarımızsa dönüşüme inancımız.
Öyle bir yaşam modelimiz bulunuyor ki, inançsız gerçekten bir hiçiz. Bu hiçlik dünyasında sürüklenmeyi de bırakmalıyız.
O zaman tüm bedenimizi ve ruhumuzu bu dönüşüm için kodlamaya hazırlıyoruz. Ve sihirli olan sözü haykırmaya başlıyoruz. ”Dönüşüm sırası ben de”
Ama şunu da unutmayalım neye dönüşeceğimiz çok ama çok önemli. Anahtarları doğru kullanarak yolumuzu belirlemeli ve sonuca ulaşabilmeliyiz.
İçinde ki inançla birlikte; Şimdi yazıyı okumayı tamamladığında...
Beyninde dalgalandığını hissediyorum. Gözlerini kapa derin nefesini al ve içinde tut…5 saniye sonra o nefesi bedeninden çıkart ve kendinin değişime hazır olduğunu hisset…
Çünkü dönüşüm sırası sen de…





Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI