Fedakârlık Dediğimiz - FIRAT UZER

3 Nisan 2021 Cumartesi

Hayatın en anlam ifade eden ve gerçekten çok kullandığımız bir kelime değil midir fedakârlık. Muhakkak yaşamlarımızın bir evresinde fedakârlık yaptığımızı belirtmişizdir. Bazen bu fedakârlıklar karşılığını bulmuş bazen de bulmadığı zamanlar olmuştur. Fakat yine de yaşamlarımız boyu anlattıklarımızdan biri olmuştur.
Öncelikle fedakârlık kelimesinin anlamı ile başlayalım. Kendini ya da başka bir şeyi yine herhangi bir durum veya kişi adına feda etmekten kaçınmayan bireyler için fedakâr kelimesi kullanılmaktadır. Özellikle bu durum uygulanış açısından onurlu ve güçlü anlamları şeklinde de ifade etmek mümkündür.
Gerçekten düşündüğümüzde canlılar için çok güzel bir davranış olduğunu görebiliyoruz. Fakat bazen yapılan fedakârlıklarında ne olduğunu kavramak çok önemlidir. Ve ben en önemli hususlardan biri olarak görüyorum, fedakârlıkların fark edilmesini…
Çünkü bu kavramın arkasında, aslına bakarsak birçok farklı kavramlar oluşmuştur. Bir nevi kök neden analizi yaptığımızda genelde fedakârlık kavramının ürünleriyle karşılaşıyor olacağız.
Şimdi hepinizin şöyle bir gözlerini kapatıp, hayatta yaptığı en büyük fedakârlığı düşünmesini istiyorum. Ve sonrasında bu yapılan fedakârlığın sonuçlarını değerlendirip analiz etmesini ve sonuçları bir yere not etmesini.
Ayrıca gerçekten fedakâr bir insan mıyız? Bu soruya kendi kendinize vereceğiniz cevap, belki de sizin bundan sonraki hayatınızı şekillendirecektir.
Peki, çok fedakâr olmanın gerçekten ne kadar iyi olduğunu düşünüyorsunuz. Bunun bir derecesi var mıdır? 
Veya gelişen şartlara, içinde bulunulan durumlara göre fedakârlıklar da değişmeli mi? Yapılan fedakârlıkların bir sınırı olmalı mıdır? Aslına baktığımızda yüzlerce sorularla karşılaşabiliriz.
Ama yine de en büyük fedakârlıklar koşulsuzca olanlardır. Bu koşulsuzluklar bazen toplu olarak, bazen de bireysel değişikliklere neden olmaktadır.
Şimdi sevdiğim bir fedakârlık hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Gemi, denizin ortasında aniden batmaya başlar. Gemideki bir çift cankurtaran botuna yaklaşırken sadece bir kişilik yer kaldığını görür ve o an adam, karısını geride bırakır ve bota atlar. Batmak üzere olan gemideki kadın eşine bakar ve son cümlesi şu olur.
Öğretmen bir an durur ve öğrencilerine, “Sizce kadın, kocasına ne demiş olabilir?” diye sorar.
Öğrencilerinin çoğu: “Senden nefret ediyorum. Nankör herif!” demiştir diye cevap verir. Öğretmen, köşede sessizce oturan bir çocuk görür ve aynı soruyu ona da sorar. Çocuk, “Öğretmenim bence ‘Çocuğumuza iyi bak demiştir’” diye cevap verir. Öğretmen şaşırarak çocuğa sorar, “Daha önce bu hikâyeyi duymuş muydun? Çocuk kafasını sallar ve “Hayır ama annem babam vefat etmeden önce aynı şeyi söylemişti.” der. Öğretmen suratında üzgün bir ifadeyle, “Cevabın doğru” der. Gemi batar, adam evine gider ve kız çocuğunu tek başına yetiştirir.
Yıllar sonra çocuk vefat eden babasının günlüğünü bulur. Meğerse çift gemi seyahatine çıktıklarında kadına ölümcül hastalık teşhisi konmuş. O kritik anda, baba ölmek üzere olan eşi yerine kendini bota atmış. Baba günlüğünde, “Denizin dibine beraber batmayı o kadar isterdim ki… Ama çocuğumuz için, tek başına denize batmanı izlemek zorunda kaldım.” yazmış. 
Sevginin varlık nedeni, bizi mutlu kılmak değildir. Benim inancıma göre sevgi, acı çekmelerde, çilelere katlanmalarda ne kadar güçlü olduğumuzu bize göstermek için vardır. Dünyada her şeyin bir ölçüsü vardır, sevginin ölçüsü de fedakârlıktır. Fedakârlık yapmayanın sevgisine inanılmaz.                                                                                                     Asil ve yürekli insanlar hiç bir zaman rahat bir yaşam süremezler. Çünkü kendilerini, başkalarının yaşamı için feda ederler. Kelimelerle anlatılamayan fedakârlık ve karşılıksız sevgiyi, tarif et desen bana herhalde sadece “anne” derdim.                                              Uğruna fedakârlık yapmadığın sevgiyi, yüreğinde taşıyıp da kendine yük etme! Hayat sevginiz, en yüksek umudunuza beslediğiniz sevgi olsun, en yüksek umudunuz da en yüksek hayat düşünceniz olsun.                                                                                                                                          İşte fedakârlık dediğimiz şey hayatlarımızın bazen en büyük sınavlarıdır. Her ne olursa olsun daima fedakârlıklarla dolu insan olabilmek için çabalayalım.                                                                 Unutmayalım ki fedakârlıklar bizi yaşatan en önemli değerdir. Karşılıksız fedakârlıklarla dolu olmak temennisiyle…




Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI