Ruhun Varoluş Atakları - FIRAT UZER

11 Eylül 2021 Cumartesi

Dünyaya gelişimizle birlikte varlığına inandığımız ruhumuz her daim bizimle olmaya devam etmektedir zaman doğuş sadece ve sadece bedenin doğuşuyla değil, ruhu muzunda doğuşu ile başlamaktadır.
Halen insan bedeninin beyinsel fonksiyonları sebebiyle gizemini koruduğu yaşantılarımızda, aslında ruhlarımızın da gizemi çok büyüktür.
Şimdi şöyle bir nefeslenip hem bedenlerimizi hem de ruhlarımızı dingin bir şekilde dinlemeye başlayalım.
Peki, bu sessizliğin sonucunda acaba bedeninizin mi yoksa ruhunuzun mu etkinliğini hissettiniz, ya da karmaşık duygular içerisinde mi kaldınız.
Oysa aslında yaradılışlarımızın en mükemmel durumudur beden ve ruh uyumu. İnanın bedenimizle ruhumuz arasındaki ilişkiler bozulmaya başladığında yaşamlarımızda zorlaşmaya başlamaktadır.
O yüzden beden ve ruh kavramlarını öncelikle ortaya koymamız gerekmektedir. “Beden” canlı varlıkların maddi bütününe verilen ad, “ruh” ise dinlerin ve ruhçu felsefelerin insanın vücudunda bulunduğunu kabul ettikleri, yaşamın özü saydıkları, canlılığı sağlayan, maddesel olmayan varlık, ölümsüz sayılan töz, ilke.
Bazen hissedemediğimiz varlıkları konusunda yeterli bilgilere sahip olduğunu düşündüğümüz fakat yeterli bilgilere henüz sahip olamadığımız beden-ruh ilişkisindeki karmaşık yapı bizlerin hayatları üzerinde derin etkiler yaratmaktadırlar.
Biz insanoğlu ruhlarımızın ataklarına karşı daha fazla cevap arayışları içerisinde olma durumu ile karşı karşıyayız. Çünkü eğer bedenlerimizin daha sağlıklı olmasını istiyorsak, içimizdeki ruhu iyi dinlememiz gerekmektedir.
Bugün bilim dünyasının yapmış olduğu araştırmalara baktığımızda ruh bütünlüğü olmayan kişilerin her geçen gün beden sağlıklarını da kaybettiklerini görüyoruz.
O zaman aslında ruhumuzun atakları karşısında beynimizin davranış modellerinin önemi ve bedensel bağ ilişkileri konusunda daha fazla kendimizi dinlemeye başlamalıyız.
Beyin, ruh ve beden üçlüsünün gizemsel yaklaşımları karşımıza çıktığında soruların ve yaşamsal değerlerin arttığını görüyoruz. Eğer ki nasıl, neler yapacağımız konusunda zayıf kaldığımızda da ruhumuzun zayıfladığını ve bedenlerimizinde sağlıksız hale geldiğini görüyoruz.

Sizce ruhumuzun varoluş atakları karşısında, beynimiz ve bedenlerimizin ne gibi bir tepkiye ihtiyacı var.
Bizler yaşamlarımızın akışı içerisinde hiç düşündük mü? En son ruhumuza ne zaman şükranlarımızı sunduk.

Öncelikle insan yaşamının en önemli parçaları olan ruh sağlığı ve beden sağlığı birbiri ile ayrılmaz bir bütünlük içerisinde yaşamaktadır.
Ve yine bu bütünlük içerisinde ruhumuzun varoluş ataklarını görmezden gelerek, bedenlerimizi de sağlıksız ortamların içerisine atmamalıyız. Yaşam içerisinde doğru duygularla yaşamak istiyorsak, bundan sonra ruhumuzun be bedenimizin seslerine daha fazla dikkat etmeliyiz. Onlar çığlık attıklarında duyalım. Onları daha fazla sevelim.
Unutmayalım ki “Beden ruhun mekânı ve elbisesidir. Bedene gelen arazlar ve sıkıntılarda halile ruh sağlığına tesir eder.





Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI