Sevgi ve Özgürlük - FIRAT UZER

17 Şubat 2020 Pazartesi

Yaşamımızın her alanında duyduğumuz ve belki de doğumumuzla birlikte bizimle olan… Doğduğumuz an çevremizde meydana gelen sevgi dalgası, herkesin tebessüm ettiği, kalplerin attığı…

İşte aslında özgürlüğün başladığı yer. Peki, sevgi ile başlayan bu özgürlük yaşamın hangi noktasında zedelenmeye başlıyor. İnsanoğlu sevmeyi mi bilmiyor yoksa şekillendirdiğimiz yaşamlar sevginin yok olmasına doğru mu sürükleniyor. Yaşarken kavuştuğumuz o sevgi bulutları dağılmaya mı başlıyor.

Özgürlüğümüz kısıtlandıkça yaşamın aslında daha renksiz bir hal almaya başladığını fark etmemiz aslında yaşamlarımızdaki farkındalıkları anlamaya başladığımızda gerçekleşmeye başlıyor. Özellikle bazen hayat öyle bir hal alıyor ki insanoğlu olarak, bazı kültür ve toplumlarda bizleri kabuğumuzda yaşamaya mahkûm etmeye başlıyor. Farkında mısınız aslında ilerlediğimizi düşündüğümüz o an tekrardan anne karnına dönmeye başlıyoruz.

Anne karnına geri döndüğümüzde tekrar kendimizi sınırlı bir alanda yaşama gelme mücadelesi içinde buluyoruz. Ve dışarı taşamadığımız içinde o plasenta benzeri dünyada sevgiyi de unutarak ve hatta kaybederek yaşamaya devam ediyoruz.

Eğer madem özgürlüklerimiz ve sevgi arasında bir bağ varsa, biz bu bağı nasıl yönetmeyi öğreneceğiz. Sevgiyi kısıtlayan madem özgür olmamaksa biz kalbimizi nasıl özgürleştireceğiz.

Bugün sevdiğini söyleyemeyen bir toplum olduk. Oysa aslında paylaşıldıkça özgürleşen özgürleştikçe sevginin artacağı bir dünyada başka tercihlerin arkasından gitmekten yorulmadık mı?
Kaçımız gerçekten özgürüz ve kaçımız gerçekten duygularını ifade etmeyi başarabiliyor. Her şeyin duygu olduğu hayatımızda bizler ne kadar bu duyguları kullanıyoruz. Acaba özgürlük ve sevgiyi tüketmek için çabalayan bizler miyiz? Bizler yaşamlarımızın her parçasında olan sevgiyi kullanamayışımızın nedeninin özgürlüğümüzü arttıramayışımızın nedenini hiç düşündük mü?

Ben gerçekten dünyaya gelişimizle birlikte başlayan süreçte amacımızın farkındalığında olmadığımızı düşünüyorum. Ve bu yaşamda oyunlar oynadığımızı. Ve inanın bizler oyun oynamaya devam ettikçe hem yüreğimizde daha az hissetmeye hem de sevgiyi yüreğimizde hissetmeden yansıtmaya başladığımızda; oyunlaşan dünyanın bir parçası olmaya başlıyoruz.

Oyunun olduğu bir dünyada azalan özgürlüğünde eklenmesiyle daha az sevginin ifade edildiği bir yaşam alanı haline geliyor.Şimdi derin bir nefes alarak gözlerinizi kapatmanızı istiyorum. Nefesi burnunuzdan alın ve oksijeni hissedin. İçinize çektiğiniz nefesin aslında yaşamınızın en temel ihtiyacı olduğunu düşünün ve kendinizi özgür bırakmaya başlayın. Tebessüm edin ve sevgiyi hissedin…

Hiçbir etki altında kalmadan yüreğinizle… Ve sonuca ulaşmaya çalışın özgürleştiğinizi hissettikçe yüreğinizden ve aklınızdan daha fazla sevgiyi geçirmeye başlayacaksınız.

Sonuçsa özgürce sevdiğinizi söyleyebileceğiniz bir dünya, sevgi yayıldıkça da her şeyiyle daha mutlu, daha samimi, daha gerçek ve aşkla baktığımız bir dünya…

Hayata sadece gözlerimizle bakmadığımız özgürlüğün tadını çıkardığımız bir dünya. Ve inanın tadına doyamayacağımız…
Ve şimdi tüm yüreğinle en yakınında olan insanın gözlerine bakarak ve tüm bedenini özgürleştirerek sevdiğinizi söyleyin.
Sakın korkma çünkü sen artık özgürsün. Ve ben de özgürüm sizleri çok ama çok seviyorum…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI