YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU  - KLİNİK PSK. AYGÜL KILIÇ

6 Aralık 2019 Cuma

Her insanın zaman zaman karşılaşacağı anksiyete ve anksiyete bozukluğuna bakalım. Son zamanlarda çok fazla duyduğum ruhsal sıkıntılardan bir tanesi olduğu için kaleme almak istedim. Anksiyete denilen şeyi bir insanın yaşamaması mümkün değil. Ara ara hepimizin karşı karşıya kaldığı bir durum fakat uzun vadede devam ediyor ve hayatımızda ki bir takım sıkıntılara yol açık fizyolojimiz de etkiliyor ise bu bize anlık olabilecek anksiyeteden ziyade anksiyete bozukluğunun bir sinyali olabilir. Başta söylemeliyim ki korku denilen şey ile bunu karıştırmamalıyız. Korku anlık gelen gerçek bir duruma karşı verdiğimiz bir tepkidir fakat anksiyete henüz ortada bir şey yok iken, olup olmayacağı belli olmayan bir durum için duygularımızı, kaygılarımızı ortaya çıkarmaktır.

Ortada henüz bir şey yok iken düşünmemiz olumsuz sonuçlar olabileceğine odaklandığımız bir durum. Her zaman kötü müdür? Tabiki de hayır örneğin üniversite sınavına hazırlanan bir kişinin onu motive edecek bir kaygısı yok ise ders çalışma isteği ve okuma isteği olmayacağı için yeter ki düzeyde olan kaygı bizi harekete geçirecek olumlu bir durumdur. Fakat bir kişi, durum, olay ile ilgili sürekli düşünüp çarpıntı, bulantı, terleme, titreme, nefes almakta güçlük, boğulma hissi, nefes alırken zorlanma, ayaklarda ağrılar, göğüste sıkışma ve ağrı hissi, uykuya dalamama, sık sık uyanma, ara ara gelen ağlama hissi, odaklanamama, huzursuzluk, mutsuzluk, bitkin ve çökük hissetme gibi bir takım durumlar var ve bu durumlar uzun bir süre devam ediyorsa bu normal anksiyetenin dışında bize anksiyete bozukluğunun bir habercisi olabilir. Bu durumlar psikolojik bir takım bulguları gösterse de aynı zamanda kişinin fizyolojini de etkileyebilir. Diyabete baktığımız da şeker hastalarının bir çoğunun yoğun strese bağlı olduğunu, hipertansiyon yaşayan insanlar beslenmelerine dikkat etmelerine rağmen can sıkıcı bir olay olduğunda tansiyonlarının daha da yükseldiğini, herhangi bir hastalıkta iyileşecek miyim?

Daha da kötüye gidiyorum. Bu nasıl benim başıma geldi çaresizim çözüm yok gibi düşüncelerin hastalığı daha da tetikleyip iyileşmeyi zorlaştığını görebiliyoruz. İşte bu nedenle normal anlık gelebilecek bizi teşvik edecek, örnek iş, okul, maddi ve manevi konular dışında yoğun az önce anlattığım semptomları içeren kaygı bozukluğunu gördüğümüzde bir uzmandan yardım almamız gerekiyor. Aklımıza bir takım düşünceler geldiği zaman odak noktamızı değiştirmek başka bir şeyle uğraşmak yüzde 60 olumlu sonuçlar veriyor. Nefes egzersizleri, beden egzersizleri, insanlarla farklı konuda sohbet de bu durumu azaltacak faktörlerden.

Öncelikle böyle bir durumla karşı karşıya iseniz anksiyeteye sebep olan durumlar nelerdir dışsal mı içsel durumlar mı tetikliyor, çözüme kavuşamayan olaylar mı var, aile de genel anlamda anksiyete bozukluğu var mı kişilik yapısı bu durumu etkiliyor mu bunlara bakmak gerekiyor. Tedavi edilebilen bir rahatsızlık olduğu için kişiye özgü bu durumu ortadan kaldırıcı psikoterapi yöntemleri eğer psikiyatrist uygun görür ise ilaç tedavisi de çözüme ulaştığımız kişinin normale döneceği yöntemler arasındadır. Çevrenizde ya da sizler böyle bir durumla karşı karşıya iseniz mutlaka bir uzmandan destek alınız. Zamanla geçer düşüncesi ileri de daha büyük bir soruna yol açabilir. Hastanelerde ameliyat olan sağlık sorunu yaşayan insanların kaygı düzeyleri yüksek ise tedaviyi zorlaştığını, yada sınava giren bir kişinin kaygısı yüzünden bileğileri hatırlayamadığını birçok kişinin kaygılar yüzünden çalışamadığını çevresinde ki insanlarla ilişkilerinin bozukluğunu görüyoruz. Bu nedenle mutlaka bir uzmandan destek almakta fayda var. Unutamayalım ki psikolojik sorunlar ertelemeye gelmez...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI