Gökoğlu'nun bahçesi - Metro-kulis

25 Eylül 2019 Çarşamba

Dün Mehmet Gökoğlu'nun Pasta Bahçesini satın aldığını anlatan bir yazı kaleme almıştım...
Aman Allah’ım arayan arayana.
Söyledikleri ve ifade ettikleri şey hepsinin aynı. Diyorlar ki; Gökoğlu bu tesisin dibinde olan hatta iç içe bir diyebileceğimiz park ne olacak.
Bu park halka açık bir park.
Kullanım hakkı yani halkın.
Gökoğlu bu parkı gücünü kullanıp kendi bünyesine mi geçirecek.
Orasını elbette ki bilmem.
Bildiğim Çukurova Belediyesinin buna geçit vermeyeceğidir.
Şayet aksi olursa halkın sesi olarak bu işin karşısında dururum.
Sonuçta bizler halkın sesiyiz ve onların hakkını kaleme alarak savunmak zorundayız. 
Diyeceğim şudur, tamam bir tesis aldınız iş yapacaksınız.
Bunda sıkıntı yok.
Amaaaaaaa....
Halkın ortak kullanım alanını gasp etmeye çalışırsanız işte orada sıkıntı başlar.
Bizi de işin bu yanı ilgilendiriyor.
Yoksa kim neyi almış, neyi satmış hiçte umurumuzda değil...
-----------------------------------------------------------
Bıktıran meclis üyesi

Size bir meclis üyesinden bahsedeceğim.
Belediyeden çıkmayan...
Bürokratları taciz eden...
Başkanın kapısında yatıp kalkan.
İş takipçiliği yapan.
Meclis üyeliğini halk için değil kendi kesesini doldurmak için yapan.
Uzun boylu, şık giyimli azda geveze birisi.
"Kim bu adam" dediğinizi duyar gibiyim.
Ama söylemem.
Hem yasalardan dolayı hem de az gizem olsun diye.
Herkes etrafına baksın bir irdelesin bakalım.
Emin olun hemencecik bulursunuz kim olduğunu.
Çünkü kendisini çok ele veriyor.
Zaten bana da gerek kalmaz.
En kısa zamanda bombası patlar... Hem de acayip patlar...
TV ekranlarından çevirdiği dolapları izleriz.
Bekleyelim bakalım...
-----------------------------------------------------------------------------
Çukurova Milli Eğitim de neler oluyor?

Burnuma pis kokular geliyor.
Hani hep belediyelere kilitlendik ya unutuveriyoruz başka kurumları.
Tıpkı Çukurova Milli Eğitimde dönen dolapları göremediğimiz gibi.
Konumuz şu; Kitap dağıtım işi...
Bunun yanı sıra öğrenci servis işleri. Özel eğitim taşıma meselesi.
Direk doğrudan teminle bütün işler ne hikmetse aynı firmaya veriliyor.
Keramet alanda mı verende mi anlayamadım gitti.
Konuyla ilgili derinlemesine bir araştırma yapayım dedim.
Aman Allah’ım karşıma ne isimler çıktı.
Şaştım kaldım.
Beynimde bir tur attım.
İşin ucu kime dayanıyor diye meraklandım.
Yakın zamanda tüm detaylarıyla bu konuyu hem kamuoyu ile hem de yetkililerle paylaşacağım...
Ne yapalım işimiz bu.
Yakaladık ve yazdık.
----------------------------------------------------------

İsmail Güneş'e teşekkürler

Adana Büyükşehir Belediyesi Kültür Başkanlığına vekâleten bakan İsmail Güneş bir değerimize sahip çıkarak bizleri sevindirdi.
Ali Şenoazan.
Bu isim Adana için değerdir.
Bestekâr, TRT sanatçısı, Koro şefi yani tepeden tırnağa bir tarih.
Adı Adana Büyükşehir Belediyesi Konservatuarına verilmişti.
Ne hikmetse ismi kaldırılmıştı.
Hepimiz üzüldük.
Konu İsmail Güneş beye iletildi.
Duyarsız kalmadı ve gereğini yaparak tekrar adını aynı yere astırdı.
Bu bağlamda İsmail Güneş beye teşekkür ediyorum.
Değerlerimize sahip çıktığı için.
Çünkü Ali Şenozan gibi göğsümüzü kabartacak isimler kolay yetişmiyor.
Verdikleri emeklere böylesi onure edilecek işlerle ancak minnettarlığımızı sunabiliriz. 
Gerçekten ama böylesi özel ve güzel insanlar bu kente lazım.
"Adanalıyım" demekle olmuyor, sahip çıkmakla oluyor bu işler.
Bir kez daha teşekkürler sayın Güneş...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI