Zeydan neden kazandı? - Murat Yıldırım

1 Nisan 2019 Pazartesi

Seyhan Belediyesi’nde sergilediği dürüst ve adil yönetim Zeydan Karalar’ın “Pekiyi” karnesiyle yarışa başlamasını sağladı. İşçisinin maaşını gününde veren, belediye parasını çar çur etmeyen, prensiplerinden asla taviz vermeyen tutumuyla Karalar, Adana halkının yıllardır muzdarip olduğu sorunların çözümü için en uygun profil olarak sahaya çıktı.

Polemiğe asla girmedi. Hakkındaki suçlamalara, karalama kampanyalarına, iftiraya varan yıpratma çabalarına kayıtsız kalmadı ancak itibar da etmedi ve cevap  vermedi. Kimseyi ötekileştirmedi, halkın özlem duyduğu barış ve huzur isteğine uygun davrandı.

İyi bir politikacı, iyi bir metametikçiydi. Siyasi hayatındaki öngörüleri neredeyse birebir tuttu. Kaybetmeyi sevmediği için kazanamayacağı hiçbir seçime girmedi.  Yüzde 60’la geleceğini ve en az yüzde 10 fark atacağını söyledi ve söylediği de neredeyse birebir çıktı.

Etkili bir propoganda süreci yürüttü. Seçim şarkısıyla, sloganlarıyla tüm seçmenin beynine “Adana gibi başkan” imajını çok iyi yerleştirdi. Çok çalıştı, Adana milletvekillerini ve diğer CHP’li adayları yanından ayırmadı, onların da her zaman yanında yer aldı.

Sanata, sanatçıya önem verdi. Gençlerin etkin gücünü iyi kullandı. Yüzlerce genç onun için hiçbir karşılık beklemeden çalıştı. Sosyal medyayı çok iyi kullandı. Başarılı bir ekiple çalıştı. Değişim isteyen Adanalının karşısına, bu değişimi sağlayacak güçte olduğunu gösterdi, halkı inandırdı. Samimiyeti etkili oldu. Bu nedenle kimse ona soyadı ile hitap etmedi, arkadaş gibi gördü “Zeydan” dedi.

CHP’li oldukları halde ve bu partiden belediye başkanlığı yapmış oldukları halde oyları bölmek için DSP’den aday olan Yıldıray Arıkan ve Yalçın Akyol’la ilgili hiç konuşmadı, onların konuştuklarını da duymadı. İşine baktı.

Sandıkları iyi korudu. Bunun için çok iyi organize oldu. Tüm sandıkların takipçisi oldu. Çalmadı, çaldırmadı. Ne kendisini ne de halkı gerdi. Hayallerini değil yapacaklarını konuştu. Kimseye iş vaadi vermedi hatta bu konuda en yakınındakileri bile ciddi şekilde uyardı. Kısacası vaatleriyle değil, yaptıkları ve yapacaklarıyla arzuladığı noktaya geldi.

Farkındaysanız Ekrem İmamoğlu da aynı politikayı izleyerek, İstanbul gibi bir dünya kentinin belediye başkanlığını kazandı. O da Karalar gibi, polemiğe girmek yerine, kavga etmek yerine projelerini anlatıp herkesi kucakladı. Ve karşısında Başbakanlık yapmış, meclis başkanlığı yapmış, hükümet desteğini arkasına almış bir Binali Yıldırım’ı geride bıraktı.

Bu iki örnek Türk insanının profilini açıklamak için yeterli.

Hep söylüyoruz. Halk artık kutuplaşmak, ötekileştirilmek, kavgaya maruz kalmak, polemiklerle yaşamak ve bol keseden atanlarla yatıp kalkmak istemiyor. Bu tür politikaları elinin tersiyle itiyor.  

Kendi gibi birini arıyor.

Aradığını da buldu

Tebrikler Zeydan…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI