DEVLET SIRRI VERİYORUM - MUSTAFA KEMAL EVREN ÇİĞİL

10 Aralık 2019 Salı

Akdeniz’e kıyısı olan muazzam bir yer. Yerleşim alanı 120 metrekare. Şehirleşme hiç yok. Beton konutlar ve yapılaşma mevcut değil. Havası harika. Gökyüzü masmavi. Daralmış ya da eli ayağı tutulan kimse yok. Çiçeğe dokununca utananlar mevcut. Yüzünde irin çukurları olanlar görülmüyor. Sesinde çiplik olanlar kapıdan giremiyor. Çıplak yolda yürüyenlere rast gelmiyorsunuz. Bakkal’ı bahçe, manavı bağ, alışveriş merkezi yemyeşil orman ve mendili kravat olan eğlence yerleri bulunuyor.

İnsan, hasatını gülümsediği her dakika alıyor. Korkunç bir doyum var. Asla israf yok. Duvarlarda teknoloji mevcut değil. Şiir ahşapta ve kitaplar kara kalemle yazılmış. Yağmur oraya yağmak için kendini parçalıyor. Yaprak bir o kadar nazlı ve masum doğuyor. Güneş desen başka yerlerle bağlantısı yok. Gök Türkçe kullanılıyor, yok öyle onun bunun torunuyum, diyerek ahlak yasasına karşı gelenler.

Yıldızlı gökte masa kuruluyor, her bardağa ait bir ay var. Düşman olmadığı için muhabbetlerde savaşmak yok. Sevinç günleri belli, gizli isimleri olanları ya da hesaplarda takma ad kullananları göremezsiniz. Karabaş demezler asla. Saç taramak, ayak yıkamak, gece saate bakmak, dağların kokusunu almak, namlusu akıl olmak, mürekkebi parmaklara sürmek, bir Kitaba ve bir Yaradan’a secde etmek, aşk uğruna ağlamak, yasalara bağlı kalmak, kafa kemiklerini demokrasi adına eritmek, hayatta renkler kullanmak gelenek ve olmazsa olmazı bu yerin.

Burası benim devletim. Ve bu devletin başkanı olarak devlet sırrını siz değerli kardeşlerimle paylaşmaktan onur duyuyorum!
Acaba bir gün rezil tel örgüleri arkasından bir suret görünüp böyle bir yerin varlığından bahseder mi? Gövdesini dünyaya bulayan, siyasetin sisli yollarına mahpus olmaktan kurtulan birisi çıkıp bu yerin varlığından bahseder mi?

Etmez!
Hem neden etsin ki? Böyle bir yer “cennet’’ diye vaat ediliyor bu dünyada.  Ve elimizde cennet vaadinden, cennet kozundan, cennet algısından, cennet senedinden başka ne kaldı ki?

Çocuklarda çocuk uyuşturucu yaşını konuşuyorduk, şimdi karşılıklı sigara içiyoruz.
Evlilik programlarına sövüyorduk, şimdi hangi kadının hangi adamın ona buna kaçıp kimden neler peydahladığı haberlerine müptela olduk.
Tarihe sahip çıkmak için çivi çakmıyorduk duvara, şimdi duvarın üstüne ucubeler yerleştirip rantla evlere çelikten kasalar diker olduk.
Filistin için, Müslüman kardeşlerimiz için avaz avaz bağırırdık, şimdi Uygur Türklerine yapılan zulümlere sessiz kaldık.
Sınav dedik, eğitim dedik sağlık dedik, ordu asker dedik, savunma dedik, savaş dedik, toprak dedik tarım dedik, hayvan dedik, para dedik…
Allah’ın evinde her şeyi çorba edip tırşiğe çevirdik. Kendini tanıyan var mı?
Cevap vereyim. Kendini kandıran var. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI