GECELERE AKALIM - MUSTAFA KEMAL EVREN ÇİĞİL

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Bazı resimlerin arkasına yazdığımız yazılar 30 yaşına gelince derken 40 yaşına gelince belki de ölüm yaşına gelince farklı bir önem taşır. Bazıları delil olur bazıları tarihe şahit olur; bazıları yeniden yazar zamanı bazıları lanet ettirir hayata. 

Bir albüm, bir resim resilatali yapıyor insanoğlu zaman zaman.

Örneğin işçi Erhan. 43 yaşında. Bu vakte kadar alın teriyle gelmiş. Herkes mutluluğu ve huzuru aramış. Korkmamış. Aynada iskeletini gördüğü vakitlerde dahi ailesini üzmemiş. Yakınmamış, kırılmamış. Darbe görmüş belki de darbeler ama kopmamış hayattan. Namusuyla işini yapmış. 

Fakat işini iyi yaptığı için kılıçsız bırakılmış. Kayıtlara kara ruhlu diye geçmiş.

Örneğin Dondurmacı Murat.  56 yaşında. Yolculuklar yapmış. Her yeri görmüş.  Tufanlara rast gelmiş. Çamurlardan kendini korumuş. Ateşe fazla yaklaşmamış. O da huzurun ve mutluluğun peşinden gitmiş. Evi bazen Malatya’da kalmış bazen İstanbul’da ama şeytana satmamış sırlarını. Devlet’ine asla sövmemiş. Yolcukları asla kır gezmeleri gibi olmamış. Ve hayırlı evlatlar yetiştirmiş alın teriyle.

Fakat işini iyi yaptığı için gavatlar takımıyla mücadele etmemiş çünkü çabasının boşa çıkacağını önceden görmüş.

Örneğin Balıkçı Selçuk. Henüz 17 yaşında. Linç edilen denizlerde ekmeğinin peşinde. Saygınlığını sandalında dalgalanan bayrağından almış. Salyangoz bir ruha sahip olmamış.  Kıyı bucak, sahil kum asla kaçmamış mücadeleden. Sinematografik hayatı yok sanmayın bu yaşta her şeyi görmüş. Dört kitap okumuş hayatında.

İstasyonlarda hiç beklememiş. Çünkü gençlik bileti çoktan yanmış bunu bildiği için aşmış ergenlik tavırlarını.

Fakat işini iyi yaptığı için önerilen her çeki, rüşvetleri reddetmiş. Dernek toplantılarında hep doğruyu söylemiş. İktidar peşinde koşanlarla adil pazarlık yapmış.

Kaybedeceğini bilse de denizden öğün sahibi olmak için hayal kurmuş.

Tüm bu insanlar konferansa katılsa size resimler sunacaklardır. Ve bu resimlerde; ülke tarihini, insanlık mücadelesini, mesleki etik kavramlarını, yaşam dertlerini , aile huzurunu gözünüze gözünüze sokacaklardır.

Bu insanlar büyük insanlık ideali için mücadele eden yegane insanlardır.

Ve bu insanlar;
Döl saçmak için namussuzluk yapan,
Toprak sahibi olmak için vatanını satan,
Gecelere akmak için mesleğini batıran,
Nüfuz edinmek için davasını satan,
Güç edinmek için algı yaratan,
Kendini avutmak için edebiyat yapan,
İslam’ı öğretmek yerine eşini aldatan…
Mahlukatlarla yaşamak zorunda kalmışlar. Kalıyorlar. Kalacaklar.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI