KİM SENİ BÖYLE SEVER?  - MUSTAFA KEMAL EVREN ÇİĞİL

24 Ağustos 2020 Pazartesi

İttihat ve terakki lokali olarak yapılmaya başlanmış, inşaatı bitmemiş, çatısındaki eksik kiremitleri halkın kendi çatısından çıkardıkları ile tamamladıkları bina Türkiye Büyük Millet Meclisi binası...

Sadece vatanın kurtuluşu ülküsüyle bir araya gelmiş, idealist Birinci Meclis üyeleri... Ankara'ya nasıl gelmişlerdir? Çoğu ortaklaşa kiraladıkları öküz ve at arabasıyla, bazıları at sırtında, pek azı trenle.

Koltuklar yok, ziraat mektebi'nden getirilmiş sıralarda oturuyorlar. Kış için salonda büyük, odalarda küçük odun sobaları...
Vekiller heyetinin (bakanlar kurulu) 2 Kasım tarihli kararnamesiyle Ankara'da okullar ve resmi daireler için öğle tatili kaldırılmış, memurların 10:30'dan 16:30'a kadar aralıksız çalışması hükmü getirilmiş. Sebep?

Sobalarda odun tasarrufu yapmak... 

Bazı vekiller, değişik kanunların ve gerekçelerin ayrı kağıtlara basılıp dağıtılmasını istediğinde, 2 Mayıs 1920 günlü oturumda Meclis ikinci başkanı şu cevabı veriyor: "Kağıt kıtlığından dolayı üç kanunu bir araya getirdik."... 

Meclis bu yokluklar içinde açılır ve çalışmaya başlar ve bu mücadele, 1921 yılında Ankara'ya gelen bir yabancı yazar tarafından gazetesine telgrafla şu şekilde ifade edilir: "Ankara dağlar arasında bir bataklıktır, bu bataklığın içinde bir yığın kurbağa başlarını havaya kaldırmış, durmadan ötüp durmakta ve dünyaya meydan okumaktadır."
Bugün o günlerin üzerinden 1 asır geçti. Ülkem adına umutsuzluğa düştüğüm her olayda böyle bir tarihe sahip olduğumu hatırlayıp şükrediyorum. Tarih o zamanlar hakiki şekilde yazılmış...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI