DEMOKRASİ SADECE SANDIK MI? - Mustafa Köseoğlu

14 Mart 2019 Perşembe

Bu gün değişik bir yazı yazmayı dünden kafama koymuştum. Yaşadığımız sorunları, gördüğüm manzaraları bölüm bölüm anlatmayı deneyecektim. 31 Mart 2019 Yerel Genel seçimlerine şurada çok kısa bir süre kalmıştı. Türkiye bu seçimlere, özellikle 17 yıllık yıpranmışlığın halk tarafından olumsuz değerlendirmesinden korkan partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı korkutarak baskı kurmasıyla %51’e odaklandırıldı. Devletin tüm olanakları kullanılarak %51’e iktidarı daha yakın görmelerinden kaynaklanıyordu.

Ülkemizde özellikle partili Cumhurbaşkanı tarafından demokrasi sadece SANDIK olarak değerlendiriliyor. Sandıktan çık da nasıl çıkarsan çık yöntemi uygulanır hale getirildi. Maalesef 17 yıldır egemen olan bu yöntem diğer partileri de etkiledi. Parti içi yarışlarda delege seçimlerinde, ilk-ilçe kongrelerinde hep uygulanır hale geldi. Sonuçta hedef istenen adayın-partinin sandıktan birinci çıkması bir şekilde sağlanıyordu. Buna da Türk Demokrasisi diyebiliyorduk.

Sabah ilk işim yıllardır gazete okumaktır. Seçime 19 gün kala, Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş hakkında Cumhuriyet Savcılığı 8 yıl önceki bir olay için soruşturma açmış. Tüm araştırma anketlerinde ileride görülen Mansur Yavaş’ı durdurma taktiği. Böylece Cumhur ittifakının adayını sandıktan birinci çıkarma çabaları. Sandıktan birinci çık da nasıl çıkarsan çık. Nasıl olsa Demokrasi sandıktan ibaret. Adama sormazlar mı? 8 yıl önceki olayı, 8 yıl sonra hem de seçimlere 19 gün kalmışken mi hatırladın Sayın Savcı diye.

Sabah gazetemi aldım. Durakta 173 nolu Belediye otobüsünü bekliyorum. Çukurova Metropol Gazetesine gitmek için. Aşağıda fotoğrafını çektiğim resimlere dikkatlice bakmanızı özellikle istiyorum. Hayal Park ile karşısındaki süpermarket arasından geçen PTT caddesinin orta refuzlarında ve karşılıklı kenarlarında belirli aralıklarla dört mevsim yeşilliğini koruyan, yaprağını dökmeyen, yazın kavurucu sıcaklarda gölgesinden yararlandığımız İsrail Kavçuğu ağaçlarına inşaat çivileri ile çakılmış pankartların yarattığı görüntü kirliliği, çevre kirliliği yetmiyor gibi çivilerin çakıldığı yerlerden akan sıvılar yüreğimi dağladı. Sanki çivi gömülen ağaçlar ağlıyordu. Bunu sadece o an resmini çektiğim Hüseyin Sözlü ve Recep Tayyip Erdoğan için söylemiyorum. Ağaçlara çivi ile pankart asan herkese söylüyorum. Yönettiğiniz ekonomi ile, yanlış idare ile, yaptığınız eşitsizlikle ağlattığınız insanlar yetmiyormuş gibi, sırf sokağa egemen olmak, sandıkta birinci çıkmak için ağaçları bile ağlatmaktan çekinmiyorsunuz!..

Demokrasi sadece sandıktan birinci çıkmak ise tüm sandıklar sizin olsun. Alın benim oyumu da kendiniz kullanın. Zaten 100-200 yaşlarında onlarca yıl önce ayrılanları da seçmen yazmadınız mı? Boş arazilere, olmayan seçmen kaydetmediniz mi? Daha neler, neler yapmadınız mı-yapmıyor musunuz?

Demokrasiyi kafanızda geliştirdikten sonra sandık demokrasisi sizin olsun. Kardeşliğin, sevginin, barışın, dostluğun, paylaşımın insanca yaşayabilmenin, doğayı korumanın, güzelliğin egemen olmadığı bir yaşamda sandık demokrasisi ve onun sağladığı iktidar-erk sizin olsun!..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI