Fark edebilmek üzerine düşünceler… - Muzaffer KOLİK

4 Kasım 2019 Pazartesi

Fark etmeliyiz nefes aldığımızı, güneşi, ay’ı, yıldızı, bazen bir bebeğin gülüşünü… Çoğu zaman göremiyoruz, bakarken bile gördüğümüzü sandığımız şeyi; aslında yaşarken hayatın sadece o andan ibaret olduğunu unutuyoruz. Ne dün ne de yarın var olan aslında hepimiz bu andan ibaretiz… Fakat hepimiz o kadar meşgul ve o kadar yoğunuz ki artık günler, haftalar yetmez oldu, günler-saat, haftalar –gün, -aylar-hafta oldu…  Hepimiz için…

Hep yetişmemiz gereken bir toplantı, yapmamız gereken bir işimiz var; Tüm bunları yaparken bazen hayatı ıskaladığımızın farkında bile olamıyoruz. Kaçırdığımız bazen çocuğumuzun büyümesi, bazen bir dostumuzun son sözleri, bazen de sevdalımızın sırça yüreği… Şimdi aylardan Hayat… Mevsim, nefes alma mevsimi… Günlerden vefa… Saat: Sevgiye beş var…

Ağustos böceklerini bekliyoruz… Hayatın sesini duyabilmek için… Hayatın farkına tekrar varabilmek için. Mutluluğun kapısını arayanlar; kalp kapakçıklarını tıklatabilseler keşke…
Bazen gülüp geçeriz aşk’ın yanından… Onu ilk kez gördüğümüzden olsa gerek, dönüp bakmayız bile.

Vücudumuzda yer alan diğer adı ‘’mutluluk bezi’ ’olan ‘’Timüs bezi’’ ni canlı tutalım. Yani Mutluluğun kapısı aslında içeriden açılıyor; Anahtarı da bizde… Sözlerimi usta şairimiz Can Yücel’in dizeleriyle bitirmek istiyorum: Ömür dediğin üç gündür/ Dün geldi geçti yarın meçhuldür/ O halde ömür dediğin bir gündür,  O da bugündür…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.