HAYAT VE ÖLÜM ÜZERİNE… - Muzaffer KOLİK

20 Ocak 2020 Pazartesi

Üstad Yahya Kemal’e göre ‘ölüm’, geniş kapıları boşluğa açılan büyük kapıdan geçince başlayacak, bitmeyen sükunlu gece… diye tarif etmeye çalışmış; ölümü…  Ona göre bir son değil, başka bir boyuta geçiş kapısıdır. Ancak dönüşü yoktur, tekrar bu tarafa. Avutucu sözlere gerek olmadığı kanaatindedir, Yahya Kemal.

Üstad, ölümün bilinmezliğini, dünya hayatına veda ediş anının iç titremesini duyumsayarak, düşünerek, o kapıdan geçişi, ürkütücü bir karanlık olarak betimlemiştir.
Hayat hakkında yanıt bekleyen birçok soru var. Yanıtların bir kısmı bizim algılama düzeyimize göre değişkenlik gösterebiliyor. Aslında benim kanaatimce; olayların sıraya dizilişi olarak tanımladığımız süreçte edindiğimiz tecrübeler, bize yanıtları bulma aşamasında yol gösterir.

Ulaştığımız aşamalardan geriye dönüp baktığımızda, çocukluk yıllarımızın tozpembe hayal dünyasının çok uzaklarda kalan bir masal olduğunu görürüz.
İlk gençlik yıllarımızın umutları gerçekleşemeyebiliyor bazen…  Hayatın aman bilmez, sert darbeleri altında paramparça olma olasılığı muhtemelden öte olabiliyor… Kim bilebilir ki; belki geçmişimiz, geleceğimizi bütünüyle oluşturmuyordur…   İhtimal… Geçmişte yaşadıklarımızın, geleceğimizi etkilemesi elbette tartışılmaz. Bu olasılık, her bir hayatta aynı şekilde etkin olmayabilir. Hayat zorluklar ve eksiklikler silsilesidir. Ama bununla birlikte insanında gelecek için hep umutları vardır…  Makaleyi başka bir üstadın, Nazım Hikmet’in sözleriyle sonlandıralım: Ölüm, canın has yoldaşı…diken gülün gönüldeşi…kar altında deniz düşü…   kuranlara selam olsun…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI