TARİH BİLİNCİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - Muzaffer KOLİK

9 Eylül 2019 Pazartesi

Bu soruya cevap vermek için öncelikle insana dair bir tanıma sahip olmamız lazım. Şayet, insan için bir tanıma sahip olacak olursak; onun için ‘tarih bilincine sahip varlık’ diyebiliriz. Geçmişini bilen, merak eden, yanlış da olsa bilmeye çalışan, gelecek kaygıları olan, geleceğe yönelik bazı tahminler yapan tek varlık insandır.
Bu açıdan, insanı tarih bilgisinden ve tarih bilincinden soyutlayamayız. Toplum için de tarih bilinci çok önemlidir. Kuşkusuz, bir toplumu, bir etnik grubu, ulusu oluşturan ögelerin başında dil, din ve toprak parçası gelir. Bu üç ögenin zaman içinde iç içe geçişi sırasında yaşanan süreç de tarihi oluşturur.
Hangi dili konuşuruz? O dil nasıl aşamalar geçirir? Bir tarihi uzunca bir zamanı birlikte yaşayarak dilimizi oluştururuz. Toplumlar sonuçta insanlardan oluşur. İnsanlarda neticede ortak paydalarda benzeşirler. Bilinçte birleşmeseler bile birtakım benzeşme noktalarında bir araya gelmeleri kaçınılmaz bir olgudur. Fakat görülmektedir ki toplumlar birbirlerinden farklıdırlar; aynı dili konuşmazlar. İşte bu farkı doğuran şey, ‘’tarihtir’
Bireyin tarih bilinci edinmesinde onun tecrübeleri, dünya görüşünü ve hayat tarzını biçimlendiren olaylar, ailesi, ait olduğu toplumsal sınıf ve ekonomik durumu belirleyicidir. Bunlara göre bireyde bir bilinç oluşur.
Sonuç olarak; Tarih bilgisi ve bunun getireceği bilinç, bir toplum için çok önemlidir. (Özellikle yalnız ve güzel ülkemizdeki şuursuz batı hayranı insanların ortak tarih anlayışına sahip olması elzemdir.)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI