USTASINDAN ÇIRAĞINA ALTIN BİLEZİK… - Muzaffer KOLİK

15 Nisan 2019 Pazartesi

‘’ Sanat ustasız öğrenilmez… der 

Yüce Mevlana …

Öğrenmenin en önemli yolunun yaparak  , yaşayarak , uygulayarak öğrenmek olduğunu artık hepimiz biliyor ve kabul ediyoruz. 
Kitapla  , dersle , kursla , okuyarak , dinleyerek öğrenmek de mümkün.
Hatta teknolojinin hızla yaygınlaşması ile bilgiye ulaşmak çok kolay hale geldi .
Ancak , konu ne olursa olsun , bilen ve bildiğini yapabilen bir ustanın yanında çalışarak ,yaptıklarını ona onaylatarak öğrenmenin ve bu şekilde ehil hale gelmenin yerini hiçbir şeyin tutamayacağını da biliyoruz.

Ustaların yanında yetişmek , onlara çıraklık ederek ustalaşmak çağlar boyu bilinen ve uygulanan en etkili öğrenme yöntemi olmuştur .
Günümüzde ne yazık ki , ‘’ Altın Bilezik ‘’ dediğimiz meslek yani ZANAAT sahibi olmanın değeri azalmış gibi görünüyor oysa altın bileziğin değeri artarak varlığını sürdürüyorken , zanaat sahibi olarak kaybolmayacak  bir bilezik sahibi olmak neden değer kaybetsin ki !
Makbul sayılan bu altın bilezik nasıl ediniliyor peki ? 
Elbette en bilindik ve yıllardır süren yöntemle “USTA-ÇIRAK’’ ilişkisi ile usta ne demek ?
BİR ZANAATI GEREĞİ GİBİ ÖĞRENMİŞ OLAN VE KENDİ BAŞINA YAPABİLEN EHİL KİŞİ …
Çırak ne demek ?
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ BİLGİ , BECERİ VE ALIŞKANLIKLARI İŞ SÜRECİ İÇERİSİNDE ÖĞRENMEK ÜZERE BİR USTA YANINDA ÇALIŞAN KİŞİ…
El almak ,
İş öğrenmek ,
Kalfa olmaya hak kazanmak ,
Nasihat dinlemek ,
Sanat ve zanaat öğrenmek ,
Yaptığı işe saygı duymak,
Kendini geliştirmek ,
Ve , elbette ustaya hürmet etmek…
Bu çeşit kıymetli fiilleri sahiplenmek , kıymeti asla kaybolmayacak altın bileziği edinmenin yöntemlerinden bir kaçı …
Bugün hala kıymetli ustalar varlık sürdürüyorken unutulmaması gerekenler ; 
Saymayan sayılmaz ,
Değer vermeyen değer bulamaz.
Öğrenmeyen öğretemez…
Vermeyen alamaz…
Bildiklerimizi paylaşmalı ,
Bilmediklerimizi öğrenmeli ve bu yoldan hiç vaz geçmemeli ve böyle çoğalmalıyız ki  ,
Uzun yıllar yoğrulan tecrübeler , beceriler yeni kuşaklara geçebilsin…
Çünkü küçücük diye hafife aldığımız bir tohumun  ekilmesi bile büyük emek  istiyor.
Hafife alınıp yüzeysel gerçekleştirilecek , ustalığa hiç de gerek yok anlayışla gerçekleştirilecek bir tohum ekme eylemi bile harman yerinde hasat zamanı hüsran yaratabilir.
O nedenledir ki , küçük şey yoktur…
Ustaların söylediği gibi ;
Bir çivi , bir nal …
Bir nal , bir at…
Bir at , bir süvari…
Ve, bir süvari bir vatan kurtarır.
Küçük dediğimiz hiçbir şey küçümsenmeye gelmez…
Hele ustalık mertebesine ulaşmak için giden yol ; uzun , meşakkatli ve özveri gerektiren yoldur ki , o hiç hafife alınmaya gelmez..
Çünkü , sadece çırak olarak başlayıp usta olarak yetişenlerin , belli bir çizgiyi takip edenlerin o daldaki ömrü uzun ve başarılı oluyor…
Başarıya ulaşan insanlarda sadece kararlı ve emin adımlarla , peşi sora yürüyenlerdir.
Unutmayalım !
Sadece kolay olanı yapmaya gönüllüyseniz , hayat gittikçe zorlaşacaktır…
Fakat , zorlu yolu seçerseniz , önce zorlaşıp , sonra kolaylaşacaktır.
Ustaya da çırağa da , kolay gelsin.

HAYAT ZORDUR AMA GÜZELDİR.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.