YÜREK, AŞKIN YUVASI MI?  - Muzaffer KOLİK

14 Eylül 2020 Pazartesi

Sona eren her yazı, ruhun kendi kendisiyle yüzleşme anıdır; Esasında… Yazının kendisi değil, yürekte uyandırdığı  anımsamanın yüzü suyu hürmetine çekilir onca çile. Bu yüzden içtenlikle yazmak, içtenlikle sevmek gibidir. Yeni cümleler kurarak yeni bir şeyler yazmak, aşk tazelemek gibi…

Yine, yeni, yeniden en baştan başlamak. Aşk, yeniden Akdeniz’in tuzu gibi gözlerimizi yaksa. Sonra yazmaya başlasam eski duyguları yeni sözcüklerden oluşturduğum yeni ve daha uzun cümlelerle… İki yeni cümle yazsam, kalbime dolan mutluluktan öleyazsam…  Siz benim neler çektiğimi hiç bilmeseniz.

Benim içimde kıyametler kopsa, sizin hiç haberiniz olmasa. Ben yansam eller yanmasa… Yürek bir yangın yeri adeta; Yaz sıcağındaki orman yangını gibi… Sevdiceğim, aşkım bir ahu ceylan. Bu yangın coğrafyasından çıkabilmek için kaçış yolu aramasa. Benimle yansa… Belki gerçek dediğimiz şey, kelimelerin zihnimizden döküldüğü  andır, sadece. 

Akıntı hızı kontrol edilemeyen ve nereden geldiği belli olmayan bir nehir gibi. Cümlelerin parçadan bütüne dönüştüğü yürekten ve çok yüksekten dökülen çağlayanlar gibi. Kimi aşıkların yüreği, aşkın yuvasıdır; kimi aşıkların yüreği ise aşkın mezarıdır… 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI