Aidiyet gereksinimi - SERAP ERBAY

18 Şubat 2019 Pazartesi

 

Aidiyet gereksinimi olumlu ve düzenli etkileşim ve iletişim sağlayan ilişkiler yoluyla diğer insanlarla bağ kurma güdüsüdür.

 

Bir vatana, bir aileye, bir eve, yanında kendin olmaya cesaret edebildiğin bir arkadaşa, tamamlanmışlık hissini tatmaya, bir gruba dahil olmaya hepimizin ihtiyacı vardır.

Aristoteles'in dediği gibi, bizler gerçekten de "Sosyal hayvanız" Ait olmaya ihtiyacımız var. Atalarımız açısından, karşılıklı bağlanmalar grubun hayatta kalmasını sağlamıştır. Avlanırken ya da barınak inşa ederken 10 el, 2 elden daha iyiydi. Diğer güdülerde olduğu gibi, aidiyet gereksinimi engellendiğinde şiddetlenir, giderildiğinde ise bu güdü azalır. Ülke, şehir ve ya her hangi bir yer değiştirdikten sonra, özellikle aidiyet gereksinimi en güçlü olan insanlar, genellikle ev özlemi çekenlerdir. Hemen hemen tüm dünya ülkeleri aidiyet duygusunu giderebilmek için lüks sorunlarla uğraşıyor. Bu gruba ülkemiz de dahildir. Kabul ve aşk için duyulan istek yüzünden, giysilere, kozmetik ürünlere, diyetisyenlere, estetik cerrahlara, güzellik merkezlerine ve kuaförlere milyarlar harcıyoruz. Görünüşte ilgisiz olan insanlar dahi kabul edilmiş, kabul görmüş olmaktan keyif alıyorlar. Sosyal olarak yok sayılmanın, fiziksel acının tetiklenmesine benzer bir beyin tepkisi uyandırdığı deneylerle kanıtlanmıştır. Aidiyet ihtiyacımızı gideren faktörleri inceleyelim. Coğrafi yakınlık, işlevsel yakınlık, yakında olanlara karşı yakın hissetmek: İnsanlar genellikle aşina oldukları iş arkadaşlarına bağlanır ve bazen de aşık olurlar. Fiziksel çekicilik kalıpyargısı yani güzel olan iyidir düşüncesine sebep olmaktadır. Önemli olan, sizin sosyal yetenekleriniz açısından nasıl göründüğünüz değil, insanların size nasıl davrandığı, sizin kendiniz hakkında nasıl hissettiğiniz, kendinizi olduğunuz gibi kabul edip etmediğiniz ve kendiniz hakkında rahat hissedip hissetmediğinizdir. Örneğin adınız ile barışık mısınız, adınızı seviyor musunuz? Kadınsanız makyaj yapmadan dışarı çıkabiliyor musunuz? Erkek iseniz saçlarınızı taramadan ve ya traş olmadan dışarı çıkabiliyor musunuz? Bu soruların cevabı evet ise kendinizle barışık ve kendine güvenen birisinizdir. Her şeyin görselliğe yüklendiği yaşadığımız yüzyılda, dış görünüşe değil zihne bakmalıyız. Göz, insanın en çabuk yanılan organıdır bunu unutmayalım.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI