KADERİN CİLVESİ.. - SONER KAN

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Bir ‘mucize’ gerek..

Mucizenin de ötesinde kazanmak gerek!.

Kazanmak da yetmiyor, rakibinin puan kaybetmesi gerek..

Yani kaderin bir başkasının elinde bir bakıma..

Sadece senin kazanman yetmiyor!.

Sen umudunu tazelerken, bir başkasının da tüm umutlarını kaybetmesi gerekiyor..

Futbol bu, kazanan kadar kaybeden de var işte!.

Ama Adana Demirspor, kaybetmek istemiyor..

Aksine umutlarını tazelemek istiyor..

İşte böylesi bir atmosferde Mavi Şimşekler, Başkent’te kritik bir 90 dakikaya çıkıyor..

Rakip; lig lideri Gençlerbirliği..

İşin ilginç yanı, mavi-lacivertliler rakibini 59 yıllık ezeli rekabette sadece bir kez yenebilmesi..

Ve bir başka ilginç noktaysa kırmızı-siyahlıları tam 35 yıldır yenememesi..

Yani nereden bakarsanız bakın, bugün Ankara’da oynanacak olan karşılaşmanın çok farklı anlam ve duyguları var..

Ümit Özat ve öğrencileri, rakibini deplasmanda yenip, hem 35 yıllık hesabı kapatmak, hem de ‘Play-off’ umudunu bir mucize de olsa gerçeğe dönüştürmenin hayalini kuruyor..

Tabi tüm gözler Giresun’da olacak..

Giresinspor-Altınordu maçından gelecek müjdeli haberi bekleyecek mavinin lacivert sevdasına tutulanlar..

Bir bakıma kazanıp, rakibinin puan kaybetmesini bekleyecek mavi-lacivertliler..

Olur mu?.

Kim bilir!.

Futbol bu..

Top düz, saha yuvarlak..

Her an her şey olabilir..

Teknik Patron Ümit Özat, bu ‘mucize’ye inanıyor..

“Gençlerbirliği maçı bizim son maçımız olmayacak” diyor..

“Çıkmadık candan umut kesilmez” diye de ekliyor..

Tam da bu noktada aklıma ABD’nin 26. Başkanı Theodere Roosvelt’in o ünlü sözü geliyor.

“İnanmak, başarmanın yarısıdır” diyordu Roosvelt yıllar öncesinden..

Haksız da sayılmazdı hani..

Theodere Roosvelt, henüz 42 yaşında ABD’ye ‘başkan’ olmuştu..

Gel gör ki, bugün Adana Demirspor’un ‘teknik direktörlük koltuğu’nda oturan Ümit Özat da yine 42 yaşında..

Kaderin bir cilvesi olsa gerek..

Biri tarihe ortaya koyduğu mücadelesiyle tarihe damgasını vuran ve sarf ettiği sözlerle yıllar ötesinden haklılığını günümüze kadar taşıyan bir başkan..

Diğeri yüreği mavi-lacivertli aşkla yanıp tutuşan, isyankar bir teknik adam..

İkisi de yaptığı işe yürekten inanıyor..

Ve başarmak; mutlu sona ulaşmak istiyor..

Ankara’da; Başkent’in göbeğinde neden yeni bir destan yazılmasın?.

Neden, ‘Play-off’a mavinin lacivert sevdası damgasını vurmasın?.

Ne diyordu Roosvelt o ünlü sözünde?.

“İnanmak, başarmanın yarısıdır” demiyor muydu?.

Peki biz inanır, takımımızı sonuna kadar destekler, Ümit Özat ve öğrencileri de sahada rakibini dize getirir, Karadeniz’den de müjdeli haberler gelirse o zaman ne olur?.

Ne mi olur?.

Bahar olur..

Şenlik olur..

Düğün olur..

Ortalık bayram yerine döner..

Umut etmesi, hayalini kurmak bile güzel..

Ama şu da bir gerçek!.

Neden olmasın?.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI