Taşlıcalı Yahya - SÜLEYMAN ANIL TOMBAK

8 Nisan 2021 Perşembe

Doğum tarihi ve yeri tam olarak bilinmeyen Taşlıcalı Yahya Arnavut asıllı olup Dukakin ailesindendir. Bu sebeple kendisine kaynaklarda Dukakin-zâde ve geldiği yerin taşlık bir alan olmasından Taşlıcalı şeklinde seslenilmiştir.

Şairin gençlik yıllarında yazdığı şiirler âşıkane tarzayken sonraki dönemlerde dinî-tasavvufî ve rindâne bir muhteva almıştır. Yahya Bey bu şiirlerinde geleneksel yaklaşımın tersine zâhid olan kişiyi meyhâneye değil mescide çağırır. Taşlıcalı Yahyâ, kaside ve gazellerinin yanı sıra musammatları ve şehrengizleriyle de dikkat çekmiştir. Kıtalarının bir kısmı hiciv türünde olup dönemin birçok şairinin eleştirilerini yansıtmaktadır.

Taşlıcalı Yahyâ’nın önemli yanı, İran örneklerine bağlı kalmadan yerli renklerle ve sade bir dille kaleme aldığı mesnevileriyle Türk edebiyatında hamse yazan şairlerin öncülerinden olmasıdır. Arnavutluk’un kıraç bir yerinden gelerek divan ve hamse sahibi oluşunu İslâmiyet’in bir mûcizesi şeklinde açıklayan şair, sefer esnasında, ordugâhlarda ve sınır boylarında her türlü insanla bir arada bulunmasının da etkisiyle eserlerinde nisbeten sade bir dil kullanmıştır.

 Zikrettiği pek çok atasözü ve deyim yanında halk ağzına yakın söyleyişiyle şiir dilinin sadeleşmesine katkıda bulunmuştur. Divanının birçok yerinde sözlerinin mürşîd-i kâmil sözlerine benzediğini, rabbânî ilham eseri mısralarının can âriflerine hayat suyu bağışladığını ifade eder. Şiirde sözü uzatmanın anlamı bozacağını, muamma gibi kapalı söylemenin ise bir işe yaramayacağını belirten Yahyâ Bey kendi şiirlerinde bir hüsn-i edâ bulunduğunu ve hayallerinin de rengîn olduğunu ileri sürmektedir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI