SAVAŞ OYTUN VE GÖNÜL OYTUN - Yalçın Öcal

26 Temmuz 2019 Cuma

Savaş Oytun Hocamı galiba yakından tanımıyorsunuz. Onu sadece, müzikteki konserleri ve Türk müziğindeki Kanun ve udu ile tanıyorsanız,  onu yüzde yirmi beş tanıyorsunuz demektir.

SAVAŞ OYTUN hocamı birde şakacı ve anlattığı ve kendi başından geçen olayları fıkralaştırılmış halde size ve çevresine sunarken göreceksiniz…

Hocamı birde tamamlayan güzel bir değer vardır; GÖNÜL OYTUN. Bazı insanları ve birliktelikleri ayrı anamazsınız. Zira onlar birliktelikleri ve yaptıklarıyla yani tüm yaşamlarıyla ÖZDEŞLEŞMİŞLERDİR… Evlilikleriyle, okullarıyla, sanat merkezleriyle, sanat ve müzikleriyle artık onları hep birlikte anıyoruz zaten. Ama bu gece nasıl oldu da, GÖNÜL Hocasız oldu? Bilmiyorum…

SAVAŞ Hoca her cümle sonundaki kahkahasını duyarken bile, sizde basarsınız kahkahayı. Zira onun kahkahadaki ses tonundan, oralarda bir muziplik olduğunu anlar ve başlarsınız sizde katılarak gülmeye. Bir gün ÇUKUROVA Gazetesi sahibi, yakın dostum, arkadaşım ENGİN KANBER;
Abi, sizin sitenin bahçesinde, gazetedeki arkadaşlarıma bir akşam “MANGAL PARTİSİ” Yapacağız. Acaba bir müzik ile katkın olabilir mi? Deyince, benim hemen aklıma yakın dostum, değerli müzik adamı, SAVAŞ OYTUN geldi. Aradım Savaş Hocamı ve OKEY’ i aldım. Savaş Hocam: Yalçın Abi: “KAHVE’ yi de getirebilir miyim? Deyince, ben:
“ Hocam neden zahmet ediyorsunuz, istediğiniz KAHVE Olsun. Marketimizde her türlü Kahvemiz Var. Dedim. “Yok, abi yanlış anladın, benim KAHVE isimli bir köpeğim var da onu da getireyim mi? Diye soruyorum.” Dedi.

Bende jeton düştü ve tabi ki gelsin dedim. Savaş hocam ile birlikte minik KAHVE rengi bir köpekle geldi o akşam, kahve renkli, bıcır bıcır bir şey. Sevimli mi sevimli. Bahçede koşuyor, oynuyor, coştukça coşuyordu.

Müzikler yapılıyor gece içinde, şarkılar söyleniyor, buram buram duygusallıklar geceye hâkim. Etler pişiyor mangalda, getirilip servis ediliyor uzun masamızda.

Ama bir de ne görelim, KAHVE o esnada mahzunlaşmış, gelip bizim masanın kenarında toprağa uzunca oturmuştu Savaş Oytun’un ayakları dibinde.

Etler tepside, mangaldan masaya daha ilk serviste getirilirken, zavallının dili olmadığı için mahzunca, ustanın elleri üzerindeki tepsinin içinde,  ilk gelen etleri izliyordu.

 Mangalda ki pişen etler, böylesine süratle, her kesin acıktığı masaya servis edilecek iken; Servisi yapan arkadaş, aceleyle gecenin o loş ışığında, şark diye ayağı takılıp yere düşmesin mi? Her kesin ilk lokmasını acıkarak beklediği etler, Elindeki tepsiyle yerlere, Kahvenin önüne saçıldılar! Her kes perişan. Zaten masadakilerin hepsi aç ve mideleri zil çalarken bu olayla herkes ŞOK!

Hep beraber kalktık masadan, bir tepsi etin düştüğü yere baktık ki, çimlerin üzerinde; Birde ne görelim, bütün etler KAHVE’ nin önüne boca olmuş; KAHVE Yumulmuş bile etlere!

Allahın işine bakın, bizim yapamadığımızı, Kahve telepatisiyle yaptı! Sanki ona sunulmuş bu etler; Buyurun yiyin. Dercesine. SAVAŞ OYTUN Hocam ile beraber koptuk. Yani o akşam, kader bizimle oynadı!  Etler bizim yerimize çok acıkan KAHVE’ ye ikram edildi…

Bir gün beraber olursanız SAVAŞ OYTUN Hocam ile koparsınız, katılırsınız gülmekten. Bir gün sonra mide kaslarınızın ağrısından perişan olursunuz… Söz Kahveden açılmışken:
                               
                                                                GAR KAHVECİSİ
                                                         MUSTAFA ALTUNDAMLA

Söz kahveden açılmışken, birde Adananın meşhur GAR KAHVESİ vardır ya! Onu da anmak geldi içimden:

Adana’da ki GAR KAHVESİNİ bilmeyen yoktur sanırım, artık belli semtlerde şubeleri olan ve gerçekten Dünyanın her yerinde aranan bir marka oldu GAR KAHVESİ.
Bende yıllardan beri tiryakisiyim GAR KAHVESİNİN. Geçenlerde evime kahve almaya Ziyapaşa Bulvarında ki merkeze gittiğimde, oğul MUSTAFA ALTUNDAMLA güzel bir tişort gösterdi bana. 

Çok hoşuma gitti, Helal olsun dedim. KORHAN ALTUNDAMLA’ yada selamlar olsun. Dedim.
                                      
                                          ALİ ŞENOZAN- CEVDET CÖMERTPAY

Birkaç zaman önce bir konser için Adana’ya gelen ALİ ŞENOZAN Hocam, konser öncesi Konservatuar Türk sanat müziği şefi ve koro yönetmeni öğrencisi CEVDET CÖMERTPAY’ ı da ziyaret etmek istedi ve gittik.

ALİ ŞENOZAN Hocam, Koro çalışmalarını ve icra heyetinin şarkılarını huşu içinde dinledi. CEVDET CÖMERTPAY Hoca ise eserinin güzelliğiyle gurur duydu hocasının karşısında…



Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI